11.12.05
bitmez gecenin hüznü,karanlık duman duman...
yine elinde kalem yalnız kaldı Süleyman!
sokak lambası; hüzün... bomboş caddeler; hüzün...
gamdan gürültüsü de çabuk geçti gündüzün!
Düşmüşüz pençesine zamane batağının
Bu devir, çehrelerde komadı rabbi yessir
Soldu bütün renkleri muhabbet otağının
22.04.2008
kavs-i kuzehler gibi girdin dünyama ey yar!
hasretin kırbacını ödül bildim seninle...
karanlık gecelerden kıpkızıl fecre kadar,
Biz şubat ayazında simit satan çocuklar!
Kaldırımda bir yavru köpek gibi üşürüz.
Kanatlı kapı kadar kapalı tüm kucaklar,
Hüzün sofralarında açlığı bölüşürüz...
Yüzlerimizde yorgun bir gecenin siyahı!
bu gece sanki deniz karanlığı içiyor!
üzerine siyah bir çarşaf gerilmiş gibi...
ne yalnız bir gemi var,ne tek martı uçuyor!
sanki yasta dalgalar,sala verilmiş gibi...
bir derdi var denizin,ya kimseler bilmiyor,
9.07.06
hayattandır bu sızı! herşey değişir birgün;
mevsim döner bir zaman bahar biter kış olur!
gün olur harman olur bu körpecik umutlar,
yıllar yılı bu köyde tüttürdü ocağını!
şu köprünün başında güldü İhsan Efendi!
gelip geçen herkese açardı kucağını,
Deryalarda bir kırık saldı İhsan Efendi!
Çalışarak tüketti yılın onbir ayını!
ilk bakış olmasaydı o mahşeri sokakta;
gözlerimi gözlerin yakmasaydı aniden,
belki bugün kaç sevda ve kaç gurbet uzakta,
bir çift göz hasretine tutulmazdım yeniden...
o gözler ki bir anda tuttu bakışlarımı!
dışarıda arabaların anlamsız sesleri
herkes bir telaş içinde
insanlar,türlü türlü insanlar...
kimi hastaneye bir yaralıyı yetiştirmeye,
kimi evine ekmek götürmeye çalışıyor.
her birinin bir bekleyeni, bir gayesi var.
çoğu gitti kaldı azı;
az kaldı görmeye yazı!
dallarında çiçekler göründü ağaçların!
ve hasret tutar oldu yükünü...
saysan... sayılı gün kaldı!
epey inceldi takvim...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!