Firkatinle yoğrulmuş bir ömrün
mahzun mısralarıyım şimdi…
Ne bir menzil bulabildim gönlüme,
ne de sükût ile dinebildi içimdeki feryâd.
Bir diyâr terk ettim ardımca;
lâkin en ziyâde kendimi bıraktım gurbet yollarına.
Bir valîze değil yalnız,
hicrânı, havfı ve nâ-tamâm düşlerimi koyup çıktım yola.
Sonra dediler ki:
“Yeni bir hayat…”
Hâlbuki insanın kaderi değişse de
kalbindeki harâbe baki kalırmış.
Ben metîn görünmeyi öğrendim.
Gamımı tebessüm ardına gizledim.
Gözlerim ağlamayı unutur sandım,
meğer her suskunluk içeride başka bir şiir doğururmuş.
Sonra bir O sevildi…
Öyle âvâm sevdalar gibi değil;
bir garîbin secde edercesine sığındığı huzur gibi,
bir yetimin ilk defa “yuva” dediği his gibi…
Bilmedin belki,
ben nice geceler hayâlinle hem-dem olup
yokluğunla sabahladım.
Bir tek iltifâtın için
içimde koca âlemler beklettim.
Gurur desen, yerle yeksan ettim.
sabır dedim yandım.
Lâkin gönlümde hep aynı niyâz vardı:
“Bir kere sarılsa,
belki diner bu yangın…”
Dinmedi.
Anladım ki bazı muhabbetler
şifâ değilmiş insana;
yalnızca ruhu daha derin bir kedere eriştirirmiş.
Ben kedere eriştim.
Bir parça şiir oldum,
bir parça gece,
bir parça da kimselere söylenemeyen iç çekiş…
Şimdi hâlâ bazı geceler
ismi anılmadan sızlar içim.
Lâkin artık bilirim:
Ben yalnız mahzun bir kadın değilim.
Küllerini avuçlayıp
yeniden kıyâm etmeyi öğrenen bir rûhum.
Ve belki içimde hâlâ biraz sen varsın…
ammâ artık en ziyâde
kendime dönmekteyim.
Kayıt Tarihi : 11.05.2026 20:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!