Gönderilen: suheyla@...
Konu: Re: Süheyla'ya E-postalar - 3. Bölüm (Mavi Gökyüzü ve Cevapsız Sorular)
Süheyla,
Beynimdeki o yaşını başını almış sevimsiz adam bile bu gece sustu, yerini sadece sana yazmak isteyen o heyecanlı çocuğa bıraktı.
Sana "sakin ve temiz yaşa" derken aslında kendime bir teselli arıyordum. Yaşamak; telaşsız, gürültüsüz ve bir çocuğun saflığı kadar lekesiz olmalıydı. Ama şehirler gürültülü, insanlar aceleci ve zaman… Zaman bizim tutamadığımız en keskin bıçak.
Bu üçüncü e-posta belki bir veda değil, belki de sadece geceyeydi. Yıldızların ve galaksinin o soğuk sessizliğinde senin sesini, senin varlığını bir nebze olsun duyabilmek içindi.
Öldü mü acaba diye düşünme demiştim; bak, buradayım. İçimdeki tüm o karmaşaya, ruhumun fırtınalarına rağmen kâğıda, kaleme, ve harflere tutunuyorum.
Sen yine de sakin yaşa Süheyla. Ben bu mavi gecenin altında, yıldızların özlemine ortak olmaya devam edeceğim…
Ve sen bu yazdıklarımı son edebi yazı olarak gör.
Umarım bir daha yazmayacağım sana...
Yeniden merhaba hiç olmayanım;
Yıldızım, gökyüzüm, şiirim, merhaba...
"Üçüncü e-postayı bekleme ama yazacağımı umuyorum," demiştim. Umuyorum ile başlayan her söz, içinde yüzde doksan olumsuzluk barındırır. Ama söz konusu şiirse ve masamda gözlerin bir yıldız gibi ışıldıyorsa; umarak değil, uçarak yazarım her zaman, kanatlarını kırmış olsam da sevdanın...
Süheyla,
Nasılsa e-posta formatının dışına çıktık. Bırak da bilgisiz, ilgisiz ve renksiz imgelerle biraz da aşka yazayım müsaadenle. İnsan oraya buraya yetişmekten aşka geç kalırmış ya her zaman; açıkçası benim hiçbir yere yetişmek gibi bir çabam olmadı ama aşka hep geç kaldığım doğrudur...
Süheyla,
"Kalbine yenik düştü" cümlesindeki yenilgi, bir kalp krizi olmayabilir çoğu zaman. Birçok boyuta taşıyabiliriz bu cümleyi. Mesela bir aşka yenik düşer ve uzun süre kimseyi sevemezsin. Kelimeler bir namluya dönüşür; vuruldukça yeniden doğurur aşk seni. Ve sen yenildikçe aşk, büyüyen volkanik bir yanardağa benzer. Bir süre sonra söner, unutturur kendini. Sonra bir sese, bir kıvılcıma bakar her şey; yeniden alev alırsa işte o zaman iki karanfil, bir mermer taşı ve tahta bir tabuta sığamazsın. Yenilmiştir kalbin ve yorgundur. İlk iki baharın hazanında, üçüncü bir bahar bekler durursun. Ve bir ahir zamandır artık sende yaşam...
Süheyla,
"Dikili bir ağacım yok" cümlesindeki olmamışlığa karşılık, cümle yapısını şöyle değiştirelim: "Dikili bir aşkım yok." Ne ektim ki ne biçeyim bu aşk yolunda? Hep asi, hep düşlerle yaşarsan sonunda yalnızlık kaçınılmaz. Hep suç bende mi, onu da net bilmiyorum. Bize "Ali ata bak" öğretildi, "Ali aşka bak" öğretilmedi. "Kaya okulu sev" öğretildi, "Kaya aşkı sev" öğretilmedi. Tabii ben Işık ılık süt içerken ona âşık olmuştum; beslenme saatinde, anamın el emeği ekmek arası haşlanmış yumurtayı yerken... O esnada Ali hâlâ ata bakıyor, Kaya da okuldan kaçıyordu. Süheyla, yine saçmalamaya başladım. O yüzden yine apar topar bitiriyorum. Ama bir ağaç dikim haftasında mutlaka fidan diyeceğim; bir dikili aşkım olmasa da bir dikili ağacım olsun şu hayatta...
Saygılarımla,
Hoşçakal düşlerimin güney yıldızı...
Metin Keleş
Kayıt Tarihi : 9.08.2026 12:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!