Sosyal Atrofi Şiiri - Tahsin Özmen

Tahsin Özmen
83

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Sosyal Atrofi

İnsan,
ömrünün baharındayken etrafındaki kalabalığı,
Gerçek bir liman,
hep sürecek bir dostluk sanıyor.
Işıkların hiç sönmeyeceğini düşünüyor.
.
Telefonlar sürekli çalıyor
sofralar kuruluyor,
bir yerlerden mutlaka bir dostun sesi duyuluyor.
.
Dünyanın kalabalığını
kendi ömrünün garantisi sanıyor insan.
Oysa hayat,
hiçbir yıldızı gökyüzünde çivili bırakmıyor.

Bir zaman geliyor,
aktif yaşam sona eriyor,
emekli oluyorsun.
Yıllarca açılan kapılar
artık senin için açılmıyor.
Telefonlar susuyor,
Toplantılar bitiyor.
Bir zamanlar seni arayan insanlar
başka hayatların telaşına karışıyor.
.
Ve insan ilk kez
kendi yalınlığıyla
baş başa kalıyor.

Hayat,
kendi hesabını sormaya başlıyor.
.
Makam elden gidince,
bazı gölgeler çekiliyor.
Işıklar sönünce,
bazı yüzler karanlığa karışıyor.
Kartvizitler kağıt parçasına dönüşüyor.
Rehberindeki isimler kalıyor ama
o isimlerin arkasındaki anlamlar
uçup gidiyor birer birer.

Sonra asıl eksilmeyi fark ediyorsun.
En büyük tenhalık başlıyor içinde.
.
Gidenler yalnızca insanlar değil.
Seninle birlikte
bir zamanlar yaşanmış günler de gidiyor.
.
Bir akranın toprağa düştüğünde
sadece bir dostu gömmüyorsun.
Onunla konuştuğun ilk gençlik geceleri,
birlikte güldüğünüz o anlamsız şeyler,
kimsenin bilmediği bir sırrınız,
eski bir sokağın kokusu,
bir okul zilinin sesi
Bir daha hiç açılmayacak bir sandığa kilitleniyor.
.
(Çünkü bazı hatıralar
tek kişilik değildir.
.
Sen hatırlasan bile
karşı tarafta artık
“Evet, ben de hatırlıyorum.”
diyecek biri yoksa
anı,
zamanla kendi içine kapanıyor, sessizleşiyor.)

İşte yaşlılık biraz da budur:
Geçmişinin kapısını çalıyorsun,
ama içeriden
tanıdık bir ses gelmiyor.
Kendi albümüne bakıyorsun,
ama fotoğraftakileri
senden başka tanıyan kimse kalmamış.
.
Çocukluğunun sokakları yıkılıyor.
Gençliğinin şarkıları susuyor.
Birlikte yorulduğun yolların
tüm tabelaları sökülüyor.
.
Ve insan
kendi öyküsüne bile
yabancı bir okuyucu oluyor.
.
(Çünkü “Hatırlıyor musun?”
diye soracak kimse yok.)

Bir gün aynaya bakıyorsun;
karşında yaşlanmış bir yüz var.
Ama o yüzün içinde
on dokuz yaşındaki ergeni
hatırlayan kimse kalmamış.
O çocuğu
sen bile zor hatırlıyorsun artık.
Hem geçmişin,
hem bugünün usul usul görünmez,
bilinmez oluyor.
.
(Çünkü insanı geçmişine bağlayan,
sadece hatıraları değil,
o hatıralara şahit olmuş insanlardır.
İnsanı ayakta tutan,
sadece aldığı nefes değil,
o nefesi paylaştığı insanların tanıklığıdır.)

Bir dost gider,
bir cümle eksilir geçmişinden.
Bir akran gider,
bir fotoğrafın dili susar.
Bir çocukluk arkadaşı gider,
sanki mahallenin bir sokağı
haritadan silinir.
Ve zaman,
acımasız bir bahçıvan gibi
ömrünün dallarından
isimleri tek tek koparır.
.
Kalanlar ise
birbirine bakıp
sessizce sayar eksilenleri.

Artık konuşulanlar
gelecekten çok geçmiş olur.
Rüyalar
yarından çok dünü anlatır.
.
“Hatırlıyor musun?”
diye başlayan cümlelerin
sayısı artar.
.
"Bir zamanlar..."
diye başlayan hikayelerin
boyu uzar.
.
(Çünkü gelecek
kalabalıkların,
geçmiş ise
azalanların meselesidir.
Gelecek,
henüz eksilmeyenlerin rüyası,
geçmiş ise
yalnızca azalanların duasıdır.)

Bir zamanlar
aynı sırada oturduğun
aynı amfiyi paylaştığın insanlar
şimdi mezar taşlarında yan yana durur.
.
Aynı sıralarda terlediğin,
aynı gençlik kavgalarında yumruk sıktığın dostlar,
şimdi sessiz birer isim olarak
soğuk mermerlerde nöbet tutar.

Ve sen
her vedanın ardından
kendi gövdenden bir dalın daha
kırılıp düştüğünü hissedersin.
.
(Çünkü onlar,
Senin gençliğinin yegane tanıklarıdır.
Senin bugünkü durumunu değil,
Kimsenin hatırlamadığı o saf hâllerini bilirler.
İlk aşkını,
İlk düştüğün anı,
İlk kalp kırıklığını,
İlk yenilginin acısını,
İlk hüsranını,
İlk büyük sevincini.
.
Onların hafızasında
makamın yoktur,
yaşın yoktur,
ünvanın yoktur.
Sadece yalın halinle
geçmişteki sen varsındır.)

Belki de ihtiyarlık
saçların ağarmasından çok
“Beni eskiden tanıyan kim kaldı?”
sorusudur.
.
(Çünkü insan;
yaşlandıkça yalnızca çevresini değil,
kendi tanıklığını da kaybediyor.
.
Ve bir gün geliyor,
ona “Hatırlıyorum” diyecek,
geçmişine tanıklık edecek
insanların sayısı iyice azalıyor.
Kimsesiz kalıyor,
yalnızlaşıyor insan.)

Belki seni bugünkü halinle tanıyan çok kişi vardır.
Ama bugünkü haline gelmeden önceni bilen
neredeyse hiç kimse kalmamıştır.
.
İşte o zaman
insan,
kalabalığın ortasında
“tanıksız” kalıyor,
“akran yetimi” oluyor.
.
“Akran yetimi…”
.
Ne ağır bir yalnızlık.
.
Etrafında insanlar var,
ama senin geçmişinin dili yok.
Telefonunda yüzlerce isim var,
ama çocukluğunun sesini taşıyan,
gençliğini birlikte yaşayan
tek bir isim bile bulamıyorsun.

İşte o kırılma anında
Sosyal atrofi,
sosyal izolasyon
devreye giriyor.
Dünyayla olan o can cana bağlar,
WhatsApp’taki,
instagram’daki ruhsuz,
tebrik
ya da taziye mesajına dönüşüyor.
.
Parmaklar insan sıcağından,
ekran sıcağına kayıyor.
Beğeniler, emojiler, yapay kalpler,
bir insanın sıcak elinin,
bir dostun "Nasılsın?" deyişinin yerini tutmuyor.
Ruh,
cam ekranların arkasında üşüyor.
.
Emeklilik fonunda rakamlar büyürken,
Gönlündeki dostluk fonu hızla küçülüyor.
.
Kupkuru mesajlar geliyor:
“Tebrikler…”
“Nice yıllara…”
“Başınız sağ olsun…”
“Geçmiş olsun…”

Ve insan anlıyor,
Sosyal atrofi;
insanın bir anda yalnız kalması değil.
Yavaş yavaş görünmez olması,
yan yana can cana ilişkilerin zayıflayıp körelmesi,
Hayatı anlamlandıran akranların
birer birer hayattan çekilmesi.
.
Yalnızlık;
bir adada tek başına kalmak değil.
Yavaş yavaş bir hayalete dönüşmek,
Seni sen yapan o eski bağların kopması,
Geçmişini canlı tutan akranların
seni dünyada tek başına bırakıp gitmesi.

İnsan yaşlandıkça
dünyadan değil,
kendi geçmişinden sürgün ediliyor.
.
Ve bir gün
anlıyor ki
ömrün en büyük serveti
biriktirdiğin para,
kazandığın makam değil,
“Seni hatırlıyorum.”
diyebilecek birkaç ses.
.
Ardından
“Onu tanırdım,
harika bir çocuktu.”
diyecek birkaç akran dost.
.
Ama şunu da unutma ki:
Sen o gidenlerin hatırasını içinde taşıdığın sürece,
O sokaklar hala canlıdır içinde.
Ve asıl mutluluk,
hiç kimsenin silemeyeceği o son şahitliktedir:
"Ben o güzel insanlarla yürümüştüm. Aynı mektepte okumuştum.”

Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Ank,2018

Tahsin Özmen
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 19:15:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!