Evli ve Çocuklu
Sen gidince kalmak istemedim bu şehirde Arunyam.
Şu çağda,
Her gün, kırk boğum doğum yapan bu zamanda.
Kalmak akıl karı değil.
Bilesin bu eller, bundan gayrı benim değil.
Parkamı koyup dallarıma,
Çakmak taşlara kerhen mi basarsın Arunyam?
Ya çorak yerde midir meyveye durmuş ağaçların.
Çiçek mi açar kiraz mı verir körerirse suladığın ağaçlar.
Küsmüş topraktan ne medet umarsın Arunyam?
Belki bir gün Arunyam,
Belki bir gün,
Gecenin karanlığında, ışıltılı şehirde uykusunu bölecek Zehra, benim gibi.
Dantelli yastığın ucuna bırakıp, göz alıcı görkemini,
Narin ayaklarını denizlerinden çekip, yürüyecek yanımsıra.
Yüzünü bırakacak kırılmış aynasında, içini çekerek bakacak gözlerime,
Gözlerim ararken seni, bu şehirde,
Gecenin birinde, o da hatırlayacak, gölgelerimizin büyüdüğü duvarlarda,
Sabahın sarı ışıklarını içiyorum,
Öpüyorum, çam buğusu gözlerine değdiği yerden.
Bu kaçıncı davetkâr günün sabahı Zehra?
Sensiz, hep seninle uyanıyorum.
Demirsiz penceremden hayalini seviyorum,
Habersizdim,
Safahatın koynunda rastladım parmak izine,
Hani su beyazdı en fazla maviydi Süreyya?
Dökülüyor, güneşe ördüğümüz saçlardan,
Sol omuzuma buzuldan kopmuş teri,
Asırlardır oradaymış gibi...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!