Bazen bir evi sadece kederiyle tanırsın
gövdesi ahşap, avlusu derviş bir ev
uzar ikindi gölgeleri kalbimizin teninde
ve birden
Hatıralar gün boyu pencerelerden bakar
dünya dediğin bir gurbettir anne
biz hangi harfe sığınsak bir ayrılık sökülür arkasından
uykunun o unuttuğumuz sularından geçerken
incecik, sessizce
Karanfil kokuları düşer yastık ucuna
bir çocukluk rüyasıdır devrilir içimize
dünya ne kadar büyükse kederimiz de o kadar esmer
yine de bir sızı, bir avuntu işte
gözlerde bir küçük yıldızlar büyür
biz kederi de sevinç gibi giyinmeyi öğrendik hayatta
öyle derin, öyle mahzun ve kimsesiz
Damlasa denizler oluşacak gamzelerimde
içimizdeki o suskun çocuk
gider o sularda yüzünü yıkar birden
ah sevgili dostum ne diyeyim
iki nehir arası bir ömürdü bizimkisi
aktı, yoruldu ve menziline yaklaştı
Bir uçtan bir uça yaklaştı yolum artık
biliyorum, harfler çekilecek bir gün
kelimeler yetim, defterler yarım kalacak
gökyüzü silinecek gözlerimizden
Ve bitecek o son anılar da
bir kış bitti, bir yaz daha kayboldu avcumuzdan
hatıranın o eski kokusu duruyor saksılarda
ben her sabah o tenha eşiğe çıksam da
Evin aydınlık odalarında görsem de
dokunamam ki, dünya bir rüya mesafesidir artık aramızda
dokundukça kanayan bir gövdeyiz hepimiz
Kör kalıyor ellerim, lal oluyor gözlerim
çünkü sözün bittiği yerde başlar asıl kardeşlik
şimdi bir yalnızlık coğrafyasıdır göğsümde büyüyen
eridikçe içimize akan o eski, o mahzun beyazlık
Sevdalarım yüksek dağlarda kar
uzak bir köyün akşamında unutulmuş bir lamba gibi
kendi gölgesine sığınan o mahcup aşklar
Kalbimdeki sevgili artık kendine emanet
benim ömrüm bitti de onun yolu açık olsun dileğiyle
ve nihayet dünya ne kadar kararırsa kararsın
gökyüzüne bakmayı unutmayan o çocuk sızısıyla
Ve umutsuzluk girdabında bir umut
durur kalbimizin o en tenha, o en emin odasında...
Kayıt Tarihi : 16.06.2026 08:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!