yolculuklar dizdi kursağıma.
bildiğim tüm güzel huylarım değişti kaçtığım şehirler çığ oldu üzerime devrildi. istediği bisiklete hiç sahip olamamış bir çocuk gibi parkta oynayanları seyrediyorum; büyüyorum kendi çabamla girdiğim işten kazandığım parayla bir bisiklet alıyorum, binemiyorum elim gitmiyor komşunun kızına götürüyorum.
gözlerinde her istediğine sahip olmanın getirdiği umursamazlığı görüyorum, bana çok hissettiren başkasına yok anlıyorum, sonra uzaklaşıyorum tüm insanlardan samimiyetini kaybeden dostluklardan ailemden seçemediğim tüm tanışıklıklardan kopuyorum.
bu dünyanın bana göre olmadığını bu çağda bu denli kalabalığın arasında bir başıma kalmanın yalnız acısını çekiyorum. eğer bu bir sürgünse evim nerededir bilmiyorum, dönebilecek yurdum yok öylece yollara vuruyorum kendimi.
kabul ediyorum artık yazgımı, yüreğimde kalan son umudu bir savaşçının gizli gözlerinde kaybettim...
canımı isteseydi ruhumu koyardım ortaya, gitmemi istedi seyyah oldum.
hiç okumayacağı şiirler yazdım uğruna, güneşi zapt edebilecekken karanlığa sürüldüm ve güçsüz düştüm.
kalbi kadar soğuk odalara hapsoldum, gözleri kadar derin kuyulara atıldım, dudaklarından çıkan keskin cümleleri gibi hançerler yedim.
kan içinde gökyüzünü seyre duruyorum öylece muharebe bağrında.
göğsümde sallanan lavanta künyesi daima ruhumda benimle kalacak.
hangi yolu seçersem kaybettiğim bir savaş bu.
geri dönemeyecek kadar bittim.
olur ya bir gün onu tanıyan biri ruhumda izlerini fark eder de haber salarsa o zaman katiyen beni görme istemem, bırak imkansız kalsın...
Kayıt Tarihi : 23.08.2026 22:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!