On yedi yıl geçti, dinmedi sızım,
Söküldü kalemim, kırıldı sazım.
Seni soranlara mahcuptur yüzüm,
İmamesi kopmuş tespih gibiyiz.
İtlerin gülüşü bağrımı deler,
Fırsatçı olanlar dertleri eler.
Menfaat uğruna bitti emeller,
Pazara sürülen bir ah gibiyiz.
Yeminler edildi "Türk hürdür" diye,
Ezansız, bayraksız olmaz bu gaye.
Şimdi uşaklığa oldu sermaye,
Yabancı kapıda siyah gibiyiz.
Varlığın onurdu, duruşun kale,
Düşürdüler aşkı dilden her dile.
Gelenler sarıldı makama, mala,
Viraneye dönmüş vaha gibiyiz.
Pazarlık masası kuruldu baştan,
Vuranlar utansın ekmekten, aştan.
Kurtulmaz bu gönül gözdeki yaştan,
Adalet bekleyen penah gibiyiz.
Sitemim kadere, hem de sızına,
Bakamaz olduk biz hiç bir izine.
Dalkavuklar çökmüş tahtın dizine,
Güneşi tutulmuş sabah gibiyiz.
"Ağanın eli hiç tutulmaz" diyen,
Hakkını pazarda yok pahaya yiyen,
Gururu bırakıp zilleti giyen,
Kapıda bekleyen bir râh gibiyiz.
Bir körle, bir kelle kaldık davada,
Adalet aradık boş bir havada.
Cezasız katiller gezer ovada,
Boynu bükük kalan bir şah gibiyiz.
"Gelse de alamaz" diyorlar şimdi,
O saf ve tertemiz ruhun kirlendi.
Kimin ki bu koltuk, aslı kimindi?
Mührü çalınmış bir dergâh gibiyiz.
Refah-Yol içinde diktin boynunu,
Bozmuştun o gün de şerrin oyununu.
Mevkiyi reddettin, bildin sonunu,
Şimdi arpalığa tamah gibiyiz.
Şehit ailesine giderdi payın,
Şimdi hesabı var haftanın, ayın.
Pazara çıkarıldı kutsal o yayın,
Kirişi koparılmış ok gibiyiz.
Sen kalkar öperdin dürüst olanı,
Şimdikiler sever yalan dolanı.
Kapıdan attılar sadık kalanı,
Yalnızlığa mahkûm cenah gibiyiz.
"İktidar gücüyle" kan kusturanlar,
Hakkı söyleyeni tez susturanlar,
Seni adın ile unutturanlar,
Zulmün elindeki silah gibiyiz.
"Asla olmaz" dendi, aday kıldılar,
Kapı kapı gezip alkış aldılar.
O kutsal yeminle sınıfta kaldılar,
Dili mühürlenmiş günah gibiyiz.
Sözümüzü tutup dik duramadık,
Katilin izini biz süremedik.
O tertemiz bağı biz korumadık,
Gönlü yaralanmış segâh gibiyiz.
Her şeyi kitabına uydurdu beyler,
Kılıfı hazırsa minare neyler?
Sana diril desen, ruhun ne söyler?
Kıyameti bekleyen felah gibiyiz.
Sakın gelme başkan, yüzümüz kara,
Kapanmak bilmez bu onulmaz yara.
Hakkı söyleyeni attılar nara,
Zindana atılmış ervâh gibiyiz.
Garip Murat der ki; sızım derinde,
Davanın onuru kim ellerinde?
Sözümüz mahşerin o günlerinde,
Sana gel diyemez, eyvâh gibiyiz.1
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 18:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!