Seni ne zaman düşünsem,
Siyah zeytin ve papatya geliyor gözlerimin önüne...
..
Bir çizgi var yaşamın tam ortasında.
Siyahla beyaz kadar farklı iki tarafı.
Bir tarafta kahkahalar,
Bir tarafta gözyaşları.
Şu koca dünyanın gidişatına
Gülmek mi gerek, ağlamak mı?
..
Hayatımın çıktısını almak için,
Çıktım evden.
Vardım usuldan,
Fotokopyacıya.
Sordu çocuk:
-Abi siyah beyaz mı,renkli mi?
Ulan ne renklisi,ne beyazı?
..
Şimdi sözleri unutulmuş bir şarkı gibisin kalemimin ucunda. Güz rengi bulutlar inmiş sanki yüzünün üstüne. Oysa bir cehennem aşılırdı seni tarif edebilmek için kelimelere. Bir ah hecesinden bile siyah gözlerin anlaşılırdı. Siyah sendin, güneş sen, manto sen, kalem ve isyan haberleri.
Feraceli ince güzel. Utangaç kelimelerinin yüzünü bir yaşmak gibi süslediği. Önce siyah, önce çekingen, önce güzel. Ardından menekşe kokulu bir sesin kulaklarımda desibel desibel yükseldiği bir örtüye bürünürdü an.
Bir edebiyat kampüsü, eski. Sana yalnız rastlamanın hayalini kuran kelimelerim var Osmanlıca defterimde. Bir ahmak ıslatan boşalsın bulutlardan ve biz söylemediğimiz sözlere sığınalım. Karşılıklı demli bir çay içelim, derslerden konuşalım ya da yan yana iki rekat namaz kılalım… Hayallerinden alıyor işte âşık tüm şair gücünü.
Bu şehirde kar yağıyorken, kısa saçlarına rüzgâr şarkı söylüyorken, tüm Maraş, yeşil damarlarına kadar üşüyorken, birimiz, birimizin sırasında ders fotokopisini unutalım. Kurutulmuş bir çiçek ya da divan edebiyatından iki mısra, ikimizden birimiz sözsüz ve lisansız konuşalım.
..
Yol yakınken geri dön, onun çağırmasıdır bu
ama bilirsin gönül, dirliklerin hasıdır bu.
Neden böyle her yeri durmadan kül bürümekte?
Bakışları çekiliyor dünyadan, yasıdır bu.
Duyuların avlayamaz tadların hiç birini
..
İşte budur deniz, yani bu büyük bekleyiş durumu.
Nasıl da emer iltihaplarımı güneşin sargısı.
Soluk renkli kızlarca dondurucudan kepçeyle dökülmüş
Elektriklendiren renkli şerbet, kavrulmuş ellerle dolanır havada.
Niye bu denli sessizdir, ne saklarlar?
..
Seninle geçsin kalan ömrüm
evlen benimle
siyah gülüm
ben sensiz edemem
gayri ayrı duramam
bu canı taşıyamam
sen olmayacaksan yarınlarımda
..
Cahildim seni severken
Sevmeyi bilmiyordum
Onyedi mi desem,on sekiz mi
Henüz çocuktum
Korkmuştum,üşüyordum
Islanmış ıslatılmış
..
Kırsam zamanın acımasız zincirlerini
Siyah beyaz bir fotoğraftan gülümsesem
Sararmış sayfalarla beraber
Toz tutsam tavan arasında
Boğaza karşı otursam, hisar da
Mavi ardında alabildiğine yeşil olsa
..
Ne nefis siir
Ahengidir ah
O gözler
Bahtımın rengidir
O siyah gözler
Unutulup giderken
..
Siyah; hiç bu kadar güzel olmamıştı gözümde,
Beytullah seni görmeden önce.
..
Çatı katının karanlık köşesinde,
Bırakılan bir ayakkabı kutusuydu unutulan
Ve üzerine,
İlmik ilmik dantel örmüştü, örümcekler,
Bu küçücük çeyiz sandığına sıkışıp kalmıştı
Siyah beyaz anılarım.
..
Siyah yazmadan bürünmüş
gül yanaklı güzel gördüm
sanki inciden dizilmiş
bal dudaklı güzel gördüm
Siyahları al üstünde
Sürme çekili gözünde
..
Şimdi seninle haritanın iki ayrı parçasındayız.Vur emri çıkarılmış bir kaçak gibi saklanıyorum senden.
Zorunlu olarak gittiğin bu yolculuk bilsen nasıl ayırıyor senden beni.Çok mutluda değilim hani yaşamaktan,daha ne kadar var diye de sormuyor değilim.
Elimde değil sevmiyorum ayrılıkları; hele seninki kadar öldürücü olanları.Fazlalaşıyor git gide nikotin molalarım.Gözlerimde uykusuzluğunun kırmızı izleri.
Hadi git...
Lanet olası yalnızlığımı yine bana bırak ve git.
Özledim demedin zaten sen hiç.Parmaklarını kanatırcasına duvarlara yazmadın adımı.
..
Gücüm yetmedi söylediklerimi dinletmeye, çığlıklarımı duyuramadım, bu gürültü kirliliğine boğulmuş ama boğulduğunun farkında olmayan insanlara.
Ben de yazdım, aldım kalemi kağıdı sadece yazdım….
Koca koca hayatlar küçük küçük kağıtlarda,
Hepsini yazdım çizdim ama keşke yazmasaydım hiçbirini...
..
Gönlüm kaldırmaz olmuş, divaneye dönmüşüm,
Beynim düşünmez durmuş, biçareye dönmüşüm,
Yıkık dökük her yanım, viraneye dönmüşüm.
Atlatırım sevdiğim seni seven gönül beydir.
Bir taşı sevmektense siyah bir gül sevmek yeğdir.
Gördüğüm günden beri dilim konuşmuyor bak,
..
Kalbimi, örüklü siyah saçlarından bağladım
Dalgalı okyanusların hayat fırtınalarında
Olmasaydı siyah saçların
Kapılacaktım rüzgârına hayatın
Olmasaydı siyah saçların
Soytarısı olacaktım acıların kahkahalarına
..
Çarşambanın beyyenice köyü var
Yenice içinde gezer nazlı yar
Yar tumbaya çıkmış tütünü kırar
Ferecesi siyah kara yasta yar
Sevdalanmış benzi solmuş hasta yar
Her halinden belli çok telaşta yar.
..
Kudurdu siyahlar
beyazlara inat kudurdu
siyahlar.
boyadılar geriye kalan son noktayıda
siyahlar,
alışmıştık
alışmıştık siyahada,beyazada,
..
Bağırsamda yankılansa ankaranın tüm sokakları
Yaşamadan bitirdim sende sevdamı
Şimdi kırık dökük bir mazi mirasımdır
Bir sen çaldın yüreğimi
Birde geceyi çalan siyah
Senden sonra sevmedim siyahı
..



