Yeter artık felek, çektiğim yeter!
Bu gurbet dediğin ölümden beter.
Ocağım söndü bak, dumanım tüter,
Kaderin elinde perişan oldum.
Yürekte bir aslan kükrer de durmaz,
Zalim olan dünya halimi sormaz.
Bin darbe vursan da aslım sarsılmaz,
Ben sadece dosta borçlu büküldüm.
Yeminler bozuldu, dostlar el oldu,
Gönlümün baharı yandı kül oldu.
Gözümden dökülen yaştı, sel oldu,
Kendi fırtınamda savruldum durdum.
Korkum yok kimseden, varsın vursunlar,
Hasretin ipini dara sarsınlar.
Merdin meydanında hesap sorsunlar,
Ben bu ayrılığa kafa tutarım!
Sığındığım dağlar, yıkıldı bir bir
Gurbetin gecesi dipsiz bir kabir.
Ruhumu kuşattı amansız cebir
Suskunluk zırhına büründüm kaldım.
Vardığım her kapı, yüzüme kapalı,
Gönül kuşumun da kalbi yaralı.
Alın yazım sanki dertle sıralı
Vefasız bir aşkın kurbanı oldum.
Tabuta sığmayan sitemim vardır,
Şu gurbet elleri gönlüme dardır,
Ölüm dediğin de beyaz bir kardır,
Güneşi beklerken eridim bittim.
Yükledim sırtıma onca kederi,
Silinmez alnımdan hüznün eseri.
Dönülmez bir yolun en son seferi,
Meçhule yol alan bir hancı oldum.
Sesime ses vermez dilsiz duvarlar,
İçimde fırtına, dışımda karlar.
Hani nerde kaldı o eski dostlar?
Kendi öz yurdumda yabancı oldum.
Gönül dergahıma yazılmaz ferman
Vakit daralıyor, tükenmiş zaman.
Gözümde tütüyor sılada duman,
Bitmeyen bir ahın figanı oldum.
Kayıt Tarihi : 8.1.2026 01:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!