Sin?
Adamım hani bilirsin;
Onbirinci incisidir
O tek duru sesin.
Sin;
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Şiire değilde ben Yakup Ağabeyin mesajına yorumda bulunmak istiyorum... Şöyle yazmış yorumunda;
'harikulade! tsk..ederim'
Ama şöyle olmalıydı:
'haikuladeSİN! tsk...ederim'
Sin
****************Şiirin tohumunu ruhuma düşüren Dostağabey YAKUP İCİK' e ***
Sin?
Adamım hani bilirsin;
Onbirinci incisidir…
O tek duru sesin.
Sin;
Adamım sensin.
Sen; üç oyukta bir ins..
Sen; birdeki üç alemsin.
Üç oyukludur ya… sin…
Beşiktir birinci oyuk,
Sen ise tırtıl beşikteki…
Umuda ninnisin.
İkinci oyuk mezardır…
Sindeki sin.
Kozasın adamım…
Topraktaki nüvesin.
Üçüncü ise asıl erek,
Sen; tinsin…
Kelebeksin.
Zahirde beşersin
Ama unutma;
Özde sevgiye gözdesin.
Sevmek ise zorlu iş…
Görmelisin.
Hançeren yırtılsa da…
Sökülse de yüreğin…
Bütün iğnelerini ezelden…
Dikmelisin.
Hem akacak kan damarda durmaz,
Aksın, dinmesin…
Ya anacığın demez mi hep?
‘Oğlum! Yiğit yaralı gerek’…
Ana sözü dinlemelisin.
Belki içe sinmeyensin…
Belki gönüle sinemeyensin…
Gam mı ki adamım?
Sevgisin…
Sevmelisin.
Bir daha…
Bir daha yıkamalısın da suları…
Öyle durulamalısın yüreğini.
Ama önce sabırla
Çitilemelisin…
Çitilemelisin…
Tırtılsın şimdi ama…
Koza olmadan daha…
İdrak etmelisin;
Kelebeği hafifleten…
Tırtılın omzundaki yük,
En zoru yüklenmelisin.
Tırtılın mücevherleri ise
Kelebeğe paslı zincir…
Neyi biriktirirsin?
Niye biriktirirsin?
Sin;
Adamım sensin.
Defnedilmeden sen daha…
Bütün definelerini gönüllere…
Defnetmelisin.
Ya… sin…
İnssin:
Ninnisin…
Sinsin…
Tinsin…
Kelebeksin.
02.04.2010
Sadi Atay
***************************************
.. güzeldi, tebrikler. Saygılarımla,
§§ Gülüm Macit §§
harika bir şiir okudum yüreğinize sağlık........başarılar diliyorum......
Bence harika olmuş teklemeden okudum
okuyucusunu yormayan ben tarzda
mükemmelin de üstünde bir çalışma bir paylaşım
kusursuz güzelikte akış anlatım titizlikle
yüreğinden okuyucusuna sunulmuş
severek okudugum okurken haz aldığım bir sunu
kutlarım yüreğini başarılarıyın devamını dilerim
harflerin esrarında gezinen bir başka şairle buluşturmak istedim sizi sevgili şair
saygılarımla...
He
vurma kazmayı
ferhâaad
he'nin iki gözü iki çeşme
âaahhh
dağın içinde ne var ki
güm güm öter
ya senin içinde ne var
ferhâaad
ejderha bakışlı he'nin
iki gözü iki çeşme
ve ayaklar altında yamyassı
kasrında şirin de böyle ağlıyor
ferhâaad
Asaf Halet Çelebi
harikulade! tsk..ederim
su an bütün kelimeler mihlandi dilimin ucunda sanki; lal oldu dilim
sadi atay icin bir kac söz etmeye gücüm yetmedi dimagim kurudu!
kelimeler kalemlerimin ucundan saganak dökülürken icten bir yüregin dostane tavri bana bütün yazacaklarimi unutturdu inanirmisin.
az bir yüzüm kizardi
tatli bir tebessüm yüzümde
cocuksu eda utangac bir haldeyim...
sadece sunu diyebilirim; yüregi olanlarin cok az oldugu bu yitik zamanda hüzünlenmek ayricalik oldu benim icin...
sevgi ile öpüldün degerli kardesim Sadi Atay.
bütün güzellikler sana caglasin...
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta