ne zaman
yağmur yağsa
Emirgan' dan Üsküdar'a
anlarsın
adı sen olan yalnızlığı
eski bir ülkenin pullarından yürürsün mülteci
Güzden sayılır eylül
Hangi şehre gitse suya düşen bir gül
Hangi rüzgara karışsa eski mevsimlerden buruk bir tat
Dağıtır saçlarını on yedisinde
En derin kesiğinden fesleğenlerin
işte
kirpiklerinin ucunda
ürkek bir yarın tutuyorsun hala
hala asma yapraklarından süzülmüş mevsim
hüzünlü bir mavi
yakılmış okullardan onlarca şehir
“Belki de
Sıcak kuytu koltuğunda Anadolu’nun
Kaygılı dervişlerin lisanıdır kış”
Eskiden hep yaz olan
belki yine
gün batarken konuşuruz İstanbul'u
ne varsa dökülür eteklerimizden
ne demlenmişse
acılardan ve aşklardan geçmiş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!