Gönül yarası geçmez,
Geçmez zamanla, aşkla
Aşkla dolmaz yitenin yeri
Yeri geldikçe deşilir, açılır kalbin.
Kalbin öğrenir Zaman'la...
Hayat ne ki zaten?
İki ah! ile bir tüh! imiş.
O da geçer imiş,
Bir kadeh rakı içerken...
Atarsın adımın, isteksiz ve bitkin,
Bakarsın, terkedilmiş mahzun,
Yaklaşırsın, kıpırdanmış şaşkın...
BE! İçtima zamanı mı şimdi?
Etüd!,Yat!, Kalk!, İştima!
Bahar geldiğinde kiraz ağaçları çiçek açar
Çiçek görevi sona erdiğinde dökülür
Benzer olmalarına rağmen hiçbiri aynı değildir
Dünyaya bir tutam anı yadigar bırakırlar.
Oturmuştu, gözleri boşlukta
Elleri kara,yüzü kaptankara...
Besbelli usanmış; karıştırmaktan çöpleri...
İki eli bitişmiş, avuçları çenesinde,
Dizkapakları çökmüştü, dirsekleriyle,
Sanki yılların yüküydü...
Şu AN ,
Sadece şu AN'ı yaşıyorum...
Gözlerimin önünde;
Bir balıkçı,Ağını çekiyor sandalına...
Alnından bir damla ter düşüyor,
Koca Okyanus'a...
Aşk'ı matemde aradığımdan ,
Ne güneşimi bulabildim, ne de dolunayı...
Yıldızları, sadece yıldızları........
Kararsız bir gecenin ardından,
Karanlıkta kalmak...
Sakin bir günün ardından
Yaşamı bulamamak...
Dingin bir sabahın ardından
Güneşten önce uyanmak.
Güneş yepyeni bir yüzle doğdu;
Yüz adamın yüz akı ile...
Yüz'ü de umut,inanç,kararlılık dolu...
Yeni bir dünya için,
İdealler uğruna savaşmaya...
Bir kadının ruhuna düş gibi süzülüp girmek bir sanattır.
Çıkmak ise bir başyapıt. (Soren Kierkegaard)
Söylemiş bilge sözünü güzelce de,
Kelimelerini yanlış kullanmış bence…
Kadındır, ruhuna kimin ulaşacağını seçen, sınırları belirleyen.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!