doğumun nasıl olması gerektiğini yazan pankartı okuduğumda, şunları düşündüm:
önce, size ne dedim, nasıl istersem, öyle doğururum bebeğimi!.evde doğururum,hastanede doğururum, tarlada,bağda-bahçede doğururum!..bu hayat pahalılığında uçağa binme, tatile gitme lüksüm yok ama, farzedin lüksüm gerçekleşti!. havada doğururum,denizde doğururum, size neee!..
dedim!.
daha sonra; inanmayacaksınız ama , bilim adamlarına kızdım!.neden mi; doğum yapan annelerin çektiği acıya bir çare bulmaya çalışmadıkları için!.gerçi “sancısız doğum” diye bir şey var ama, en azından bizim kuşak hiç tanışmadı onunla!.biz,yani 68 kuşağı hep sancılar çekerek doğurduk bebişlerimizi!.mesela ben üç bebeğimi de evde doğurdum; yanımda sadece diplomalı ebe!.
ve annem biz beş kardeşin hepsini, diploması olmayan halam gözetiminde doğurmuş!.maşallah hepimiz aslanlar gibiyiz!..
demin dedim ki; bilim adamlarına kızıyorum!.evet kızıyorum!..çünkü nedenim var. suyun akış hızını hesaplayana kadar, kadını doğum sancısı çekmekten kurtaracak araştırmalar yapsınlar!.mesela, erkekleri doğurtun!.anlasınlar bakalım nasıl doğuruluyormuş bebekler!.
dünya var olalı biz doğurduk, bundan sonra da onlar doğursun, de mi yani!.
hem de hepsi sezaryenle!.
😀t.a
not: bu sözcüğü araştırdım, sezeryan da denilmiş, sezaryen de!..hangisi doğrudur, bilemedim!.😀cahilliğime verin e mi!.
Tayyibe AtayKayıt Tarihi : 18.4.2025 11:53:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Doğum falan" yok, Örtmenim...
Yeterince "dokuz" doğurdum zati,
Üç oğul hastanede doğunca,
Ben de giriş kapısın önünde,
Bahçede!
Az değil, "27 kez!"
Bence..:))
TÜM YORUMLAR (2)