Gelip geçen günler gibi,
İlerleyen saatler..
Durmaz ki zaman ansızın,
kalmak istediğin yerde
bir şelale saniyeler sanki…
Belki bir yaz yağmuruna yakalanmak,
Yine aynı yerdeyim.
Hiç gitmedim unutmadım o mevsimi,
O takvim yaprağını, o vakti.
Zaman dünyanın yılda 365 gün 6 saati.
Karın temizlediğini sandığı insan zihninde ki yeryüzü medeniyeti.!
Beyazlıklar üzerinde gezen fazlaca zahmetli kişiler.
Kendimi bildim bileli doğru bir tanedir diye savundum hep.
İlk defa doğru olduğunu bildiğim halde doğru gelmiyor.
Bazı doğrular geride acınası bir kalp bırakıyor.
Verilen o doğru karar nasılda böyle göz dolduruyor.
Nasıl bu denli bedbaht.
Nasıl bu kadar ruha eziyet ,
Ben ya deliriyorum ya da gidiyorum.
Hiç bir şeyin kavramını idrak etmeden.
Taşıyamadım bu mütehassir duyguyu.
Dilbeste olmuş arsız yüreğim.
Hiç bilmediğim o müştâk günü bekliyorum.
Gün doğumuna varamadık..
Sen onun zihninde kapanmış bir sayfa değil,
Ara sıra açıp baktığı
Ama karar veremediği kitapsın
Sen onun ellerinde ulaşamadığı roman değil,
Bütün klasikleri kapsayan
Tozlu bir kütüphanenin raflarında
Olduramamak diye bir kelime var ama ben ‘olabilirdi’ de takıldım kaldım.
Zamanın akışında öylesine senleyken , sen öylesine bendeyken
Gözlerin yıldızlı gece tablosu lakin ben karanlığa mı hayrandım ?
Bir şeylere anlam isim yüklemeden devam edemez miydi senli hayat ne kadar zorlandın ki günün tamamı 24 saat.
Ne yollar eskittim seni beklerken,
ne mevsimler geçti içimden.
Her giden biraz sen oldu,
her gelen biraz eksik senden,benden..
İki ayrı hayat.
Uykusuzluğun en sessiz yerinde;
İçimde anlamını yitiren bir kız çocuğu,
Vefasız noktalar da kalmış.
Yürümüş , koşmuş ; epey yorulmuş sanki..
Durduramadığı tek şey ,
Bulunduğu zamana çöküp kalmış.
30 yaşında kadın!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!