Darmadağın bir şehrin,
Darmadağın sokaklarında,
Keşmekeş bir yalnızlıkla,
Yağan yağmurlar altında.
Yürüyorum...
Yanımdan bir araba geçiyor sonra,
Ne kadar çok severse kalp
o kadar çok kırılırmış meğer.
Ne kadar çok içten olursa insan,
o kadar çok yara alırmış meğer.
Samimiyet ve içtenlik çoktan,
Kötülüğe yenik düşmüş meğer.
Deli taylar gibi koşuyor yüreğim sana,
Sense duvarlar örüyorsun aramıza.
Kara sevdamsın derdin hani bana,
Ne ara vazgeçtin sen beni sevmekten.
Hatıralar bende taptaze dururken,
Yaşım henüz gençti,
Bir sevda düştü kalbime.
Beni leyla etti,
Gözlerimi kör etti.
Kapının anahtar sesini duyunca,
Söyleyin dillerinizin kemiği hiç mi yok,
Laflarınız o yüzden mi bu kadar ölçüsüz.
Ne kadar kolay kırıyorsunuz kalpleri,
Ne kadar kolay harcıyosunuz dünleri.
Allah aşkına şimdi oturup bi düşünün,
Bana kaç özür borcunuz var.
PEYGAMBER EFENDİMİZE MEKTUP
Ey alemlere rahmet Hatem'ül Enbiya.
Ey seyyidel evveline vel ahirin.
Ey övülmeye en layık olan,
Ey Muhammedül Mustafa.(sav)
Sen, sensizliği tattın mı hiç?
Sesine hasret kaldın mı günlerce?
Yokluğunun ateşi düştümü içine
Sahi sen,seni özledin mi ölürcesine.
Şeyda Akgül
Sen benim tamamlanmamış cümlem
Söylenmemiş şarkımsın
Sen benim gölgesinde oturamadığım ağaç
İçimde sönmeyen yangınsın.
Şeyda Akgül
Zaman hızla akıp gitsin istiyorum,
Hergün akrep ve yelkovana sataşıyorum,
Gözlerimden yağmurlar yağdırıyorum,
İçimde fırtınalar kopartıyorum.
Zihnimde şehrin ayak seslerini duyuyorum.
Gürültüden kendimi bile duyamıyorum.
Yağan yağmur,
Doğan güneş,
Uçan kuşlar,
Kimin umrunda.
Sensizse yarınlarım,
Hayat kimin umrunda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!