Deniz feneri, tam ortasında dalgakıranların,
Her gün, her saniye, mevsim be mevsim, an be an,
Dinmez başucumda, feryatları martıların.
Yalnızlığımı haykırır, hiç mi hiç insafı yok,
Rüzgârın önünde, çırpınarak, göğsüme vuran dalgaların,
Seher vakti çölde esen yel olsam
Esip gelsem sana Yâ Resûlallah.
Nice sarp yokuşları, yamaçları
Geçip gelsem sana Yâ Resûlallah.
Kutsal tohumları çöle ekerken,
Yazık soldu gülüm, daha dermeden,
Bundan sonra sefalar senin olsun.
Geçiyor yıllar yar bana, yüz vermeden.
Bundan sonra sefalar senin olsun.
Ben her gün dertlere dert ekliyorum.
Rüzgârda savrulur ömür neylersin,
Hayatı hoyratça kömür eylersin,
Bugünden yarına hüzün peylersin,
Sanki yorgun zorla yürür gibisin.
Sözlerin dertleri dertlere ekler.
Biz böylece farklı farklı kalalım.
Bir dalda iki meyve yaşayalım.
Mutluluğumuzu hep paylaşalım.
Hayat paylaştıkça daha güzeldir.
Paylaşma sevinci her şeyden âlâ,
Hayatı zor kazanmıştım
Ne çabuk geldi ayrılık.
Tırnaklarımla kazmıştım
Ne çabuk geldi ayrılık.
Tam da mutlu oldum derken,
Kurbanımızı hazırladık
İbrahim'ce
Kurbanımız teslim oldu
İsmail'ce
Ah nefsim hiç düşünmezsin
Senin halin nicedir nice.
Her yolculukta içime
Tarifsiz bir hüzün çöker.
Koparır güzellikleri
Götürüp maziye döker.
Başlangıcıdır hasretin
Gökleri yırtacağım
Öteye bakacağım
Dünyayı satacağım
Ah yar bir gücüm yetse
Şeytanı kovacağım
Sendeki güzel ahlaka vuruldum.
Sözlerinden akan nurda duruldum.
Ateşinden aşkın yandım kavruldum,
Gözümden düşersen namert olayım
Kaderim gülmedi bana ömrümce,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!