Bir kadeh…
Bazen üç, bazen gecenin sayamayacağı kadar…
Ama hiçbir yudum susturmuyor seni.
Şişenin dibine indikçe
zihnimde gözlerin daha da çoğalıyor;
bakışların içimde açık kalmış bir pencere,
sıcaklığın tenimde unutulmuş bir yaz…
Neden koluna sarılıp uyuyamıyorum?
Neden kokun, ulaşamadığım bir kıyı gibi
burnumun ucunda?
Neden kendini benden esirgiyorsun?
Neden aramıza duvarlar örüyorsun?
Mavi göğünde
ufkuma neden kilit vurdun?
Ben hangi anahtarı kaybettim de
güneşin benden yana doğmuyor?
Ciğerim,
adını her andığımda
içimden sökülen eski bir çınar gibi sızlıyor.
Etme…
Ben senden bir ömür istemedim.
Bir ömrün içinde
küçücük bir hatıra kadar yer istedim.
Bari unutulmayayım
kalbinin sessiz bir köşesinde.
Yatağın sol tarafı boş…
Sanki gece, senden kalan yeri
soğukla doldurmuş.
Yazın ortasındayım
ama bedenim kışa emanet.
Söylesene…
Ben kara sevdanın hangi kıyısında kaldım?
Sen gökyüzünü kapattın,
ben yıldızsız gecelere kaldım.
Ve şimdi anlıyorum;
bazı sevdaların bedeli
gitmek değildir…
Sevdiğinin yokluğunda
her gün biraz daha eksilerek yaşamaktır.
Ben seni çok sevmenin
bedelini mi ödüyorum, hayat?
Yoksa bu,
kalbinin bana kestiği
ömürlük bir ceza mı?
Hangisi …’i**’’
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 00:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!