Senin adın bir zikir gibi düştü içime,
Dilimde değil, nefesimin sığındığı yerde.
Her hecen bir secde,
Her harfin yüzümü sürdüğüm toprak.
Nihal…
Geceyle gündüzün birbirine değdiği o ince yerde beklerim seni.
Tenin bir ayet, her kıvrımın tefsiri yazılmamış.
Kirpiklerin, düşmeden önce dua olan yağmur.
Parmak uçlarında bir şafak vakti durur,
Dokunsam, içimdeki bütün karanlıklar aydınlanır.
Dokunmasam, ellerim secdede kilitli kalır.
Gözlerin…
Orada kayboldum, orada buldum kendimi.
O kuyuya düşeli beri,
Yusuf'un kuyusu zindan değil, vuslatmış meğer.
Senin gözlerinde Züleyha'nın sabrı,
Benim ruhumda onu bekleyen asırlık bir özlem.
Sesin, kulağımın alıştığı bütün nağmeleri sildi.
Artık ne kuş sesi, ne yağmur,
Sadece senin "Nihal" dediğin an,
O iki hece arasında kaybolan bir ömür.
Bana adımı unutturan sesin,
Bana beni hatırlatan tek ayna.
Geceleri tenin yokluğunda,
Ruhunun kokusu sinmiş bir yastıkla uyuyorum.
Rüyamda parmakların, sırtımda unutulmuş bir mührü arıyor.
Uyandığımda, tenimde senin izin yok,
Ama ruhumda bin yıllık bir âşığın sadakati var.
Bedenin bir lale bahçesi,
Her mevsim başka açan, başka solan.
Ben o bahçenin toprağı olmayı diledim,
Her kök salışında sana karışmak,
Her soluk alışında seninle yeşermek.
Toprak olmak, senden ayrı kalmamakmış meğer.
Sevişmek dedikleri,
Belki de seninle aynı nefesi paylaşmak,
Aynı yokluğa düşüp, aynı varlıkta dirilmek.
Senin göğsünde zaman durduğunda,
Anladım: Ölüm değil, asıl aşk sonsuzlukmuş.
Sen gittin mi, içimde bir sancı başlıyor.
Adın dudaklarımda yarım kalmış bir dua,
Ellerin avuçlarımda su gibi akıp giden.
Ben bu hasreti sevda mı,
Yoksa kendime açtığım bir yol mu bilsem?
Her ayrılık, sana biraz daha yaklaşmak.
Bir gün ellerin ellerime değdiğinde,
Kâinat sustu, zaman secdeye vardı.
O anda anladım:
Aşk, ne kalpte ne tende,
Aşk, iki ruhun aynı sırrı fısıldadığı anda.
Ve o an, hiç bitmedi.
Nihal…
Seni sevmek, bir kadını sevmek değil,
Kendimi yaratanın kalbime koyduğu aynada seyretmek.
Sen bende kayboldukça ben buldum kendimi,
Ben sende yok oldukça var oldum.
Bu yolculuk ne seninle başladı,
Ne sensiz bitecek.
Şimdi yine gece,
Yine ellerim boş, yine tenim uzak.
Ama içimde seninle yankılanan bir nefes var.
Her nefes, sana yazılmış bir beyit,
Her beyit, kıyamete kadar okunacak bir sure.
Gelmediğin her gün,
Döneceğin günü müjdeliyorum kendime.
Beklemek, susmaktır,
Susmak, seninle konuşmaktır.
Ben bekledikçe büyüyorum,
Sen geldikçe, büyüdüğümü görüyorsun.
Nihal’im,
Sen bir kadında başlayıp,
Bütün kadınlarda kendini aradığım o eski masal,
Sen bende kaybolup,
Kendimde bulduğum o ilk nefes,
Sen aşkın adı değil,
Aşkın adresisin.
Adın kalbime yazıldı,
Mürekkebi gözyaşım, kâğıdı tenim.
Silinmez, unutulmaz, geçmez.
Çünkü sen,
Benim kıblem,
Benim secdem,
Benim sonsuzluğum.
Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 11.2.2026 18:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!