Kimine göre sevda işte,
Kimine göre gelip geçici bir heves...
Halbuki aşkın; hapsolduğum ateşten bir kafes.
Bazen "can çıksın" istiyorum,
Bazen de... Kesilsin istiyorum nefes.
Üç günlük dünyaya, kırk yıllık sevdayı sığdırdım;
Kalbimle aklımı, birçok kez kandırdım.
Seni attığım her adımda andım;
Gözlerine ayrı, gülüşüne ayrı yandım...
Demlendi cümleler gönül kalemimde;
Kağıda döküp, içesim gelir seni.
Seni andım yine... Bir heyecan sardı bedenimi,
Sarılıp, bir ömür koklayasım geldi seni.
Söz konusu sen olunca, çöl nafile;
Yunus misali gezerim, yane yane...
Kuyuyu Cennet bilirim, tahttan bana ne?
Menzil sensin; kervan bahane!
Ne güzel anlatmış seni Neşet;
"Bu garip tatlı diline, güler yüzüne hasret..."
Sensiz bu beden, yürüyen bir ceset;
Gülüşün bana en büyük servet.
Güzel gözlerin vatanım olsun,
Lüle lüle saçların urganım olsun.
Ya gel, kalbim aşkla dolsun;
Ya da sevdan... Darağacım olsun.
Ben sana dağları delip de geldim,
Aslanları kuma devirip de geldim.
Uğruna ölmeyi göze alıp da geldim;
Aşkın ile özgürlüğe koşmaya geldim!
Çekip gitme huyum yoktur benim,
Daldan dala konmaya meyilim yoktur benim.
Köklü bir çınar gibidir sevgim;
Yüreğine, asırlar sürecek kök salmaya geldim.
Hasretin ile demlenirken saatler...
Bende yoktur yalandan vaatler.
Can çıkar, ruh bedeni terk eder;
Uğruna ölmeye geldim.
Kayıt Tarihi : 17.04.2026 14:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Aşkı bir dünya meselesinden çıkarıp manevi bir yolculuğa dönüştürmek.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!