Yılların yorgunluğunu sırtlanmış bir sessizlikte,
Kendi sesimden başka yoldaşım kalmadı artık.
Rüzgâr ne yana eserse essin içimdeki o sızıyla,
Köklerim toprağa değil, direnmeye bağlı benim.
Patikalarım çetrefilli, yokuşlarım diz boyu bir sabır,
Fırtınanın gövdesinde saklı kalan o sarsılmaz irade.
Gözlerimden dökülen her yaş, bir zafer nişanesi gibi,
Düştüğüm o kara topraktan göklere uzandım her defasında.
İki aslan parçası yeşerdi umut dolu avuçlarımda,
Geleceğin ışığını onların yarınlarına miras bıraktım.
Kendimden çaldım zamanı, nefesimi, düşlerimi,
Onlar güneş olsun diye, ben gölgeyi seçtim sessizce.
Yarım kalmış mevsimlerin hüznü çökerken akşamlarıma,
İçimde hiç duyulmayan o kadim arzular dile gelir.
Kimsenin bilmediği o kuytu köşelerde sakladığım,
Tutamadığım ellerin ve yaşanmamış baharların ahı var.
Susturdum yaralı yanımı, sevgiyi görev bildim bir ömür,
Yine de vazgeçmedim, içimdeki o gizli baharı korudum.
Kırgınlıklar birikse de nasır tutmuş kalbimin kıyısında,
Tükenmeyen bir meşale gibi yandı ruhumun külleri.
Şimdi ardımda gururlu iki fidan, önümde sessiz bir çınar,
Yalnızlık dedikleri sadece benim omuzlarımdaki yüktü.
Yazılmamış satırların, yaşanmış gerçeklerin özetiyim;
Köklerimdeki yangın söndü, dallarımda kuşlar uyandı artık,
Ben hayatın kalbine kazınmış, en hüzünlü şiiriyim.
Zamanın aynasında artık ne hüzün var ne de bir iz,
Ruhumdaki fırtınalar dindi, derya misali duruldum.
Hayatı bir nakış gibi işledim sabrın ince telinde,
Artık huzurla yanan, bir ömrün bittiği yerdeyim.
Nurgül Ankara 31.05.2026
Nurgül AnkaraKayıt Tarihi : 31.05.2026 22:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!