Sessiz Ağıt Şiiri - Özgür Köktürk

Özgür Köktürk
205

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Sessiz Ağıt

Çıkmazındayım son yangının
Şiir saldım sessizliğin ortasına
Gece yarısına gün bıraktım
Yarasını feryatlarla sardım umudun...

Dem bu dem yağmura
Yılgın sürüncemelere tutsak gök
Bütünlüyor esrik rüzgâr şarkısını
Tütüyor zaman alev alev...

Hükmü şecaat bir bozgundayım

Düşlerim yankılanır çiğ ufuklarda
Yangısında eskiyen aksi sedâ
Küf tadında yaşamak
Sere serpe ölmek var
Sevmek doludizgin
Hazana sevdalı yapraklarca unutulmak...

Zehir zemberek bir küfür dilimde
Bedelsiz sunulurken körpe canlar toprağa
En görkemli sanem paramparça
En düşbaz uyku çırılçıplak
Bağrında meşaleler yanarken cesetlerin
İkrardan mıdır ki susmak! ?

Adıdır direncin yürekteki göç
Hınca kenetli diş
Şafağa öykünen kara ufuk
Adı “uzak” olan yakın ülke
Kanayan çocuk...

Islak kibritlerle tütsülüyorum göğü

Şimdi öfke daha hırçın
Daha asi hüzün
Yüzlerde parçalanan güz
Şavkındaki göz yaşı ayın
Süzülürken mevsimin gölgesi
Benzim benzin rengi
Terim kül...

Akbabalar da söyler ayrılık şarkısını
Kan da kurur ağlayan duvarlarda
Islık susar
Keskin kokulu yurt
Beyrut...

Yol ayrımındayım insan olmanın

Yoksul kelimeler tutuyor çarmıhtaki kuşları
Cünüp postallar giriyor mâbedime
Sabrımı sınıyor kanlı deniz
Gülüşümün hâlesini kestim
Savrulan bir çığlık yelkeninde
Filistin...

Dalgın coğrafyada saklı cesedim
Sapanımın ucunda özgürlük kaldı
Tutuştu
Yandı...

Özgür Köktürk
Kayıt Tarihi : 21.07.2006 15:33:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Necdet Erem
    Necdet Erem

    Ben zaten Allah’ın akıl ve mantık vererek yarattığı,
    Mahlukat adedince varlığına deliller ve şahitler gösterdiği halde inanmayan kimselere bir şeyi ıspatlamak gibi bir çıkmaza girecek değilim.

    Sadece anlayamadığım bir şey var.
    Ölümün son olduğunu iddia ettmelerine rağmen.

    Hayatın elem, keder, bela, musibet ve kazalarına hangi mantık ve irade ile dayandıklarını anlayamıyorum.

    İdam emri verilmiş bir hapishanede zorlu işlerde her gün ölmekten zor olan belirsiz sonlarını bekleme sabrı gösteriyorlar.

    Hayat ne bugün nede yarın kimseye bir mutluluk vermediği gibi, her an hastalık elem keder kaza ve bela tehdidi altında gübre olmak için gübre üreten bir makine olmayı ve bunu da yüz yıla yakın bir azimle sürünerek nasıl sürdürdüklerini anlamış değilim.

    Kimse başka yönlere çekip sorumu hedefinden saptırmasın.

    Cevap Yaz
  • Necdet Erem
    Necdet Erem

    Evet,
    Antik çağlarda yaşamış olan dinozorlara,
    Günümüzde yaşayan gelişmiş hayvanlara,
    Allah insandan daha gelişmiş his vermesine rağmen,
    Kültür ve medeniyet kuracak bir akıl vermediğini aklından istifade edemeyen zavallılar ne anlasın.
    (insanın yirmi birinci yy teknolojik imkânlarına sahip olmasına rağmen hala ancak birkaç saniye öncesine haber alabildiğimiz depremi solucan denen bütün donanımlardan mahrum bir hayvanın çok önceden haber alması gibi.)

    Evet,
    Hayvanlar insandan rakamlarla ifade edemeyeceğimiz kadar önce yaratılmış olmalarına,
    Ve hala dünyaya gelişlerinde hayatları ve yaşam koşullarına mutabakat açısından insandan daha yetenekli ve donanımlı gelmelerine rağmen, var edildikleri günden beri gelişme adına bir tek adım atamamış oldukları bazılarının, insanın farkını görmelerine nedense yetmiyor.

    Bir köpeğin,
    Yaratıldığı günden beri insandan daha atak, daha çevik, daha cesur, bildiğimiz kadarıyla koku ve ses almada insandan daha yetenekli,
    Su ile yüzmekten başka bir münasebeti bulunmamasına rağmen yüzme bilmesinin yanı sıra; sirklerde aylar belki yıllarca verilen uğraş sonucu bir çember içinden atlamasını marifet zan edenlere;
    Köpeğin çemberden atlamak için yaratılmadığı fikrini vermiyor ise bu zekâya ancak PES DENİR.

    Verilmiş olan yetenek ve imkânlar ile milyarlarca yıllık çalışma ve bilgi birikimi sonucu varılmış olan teknoloji bir sivrisinek ile mukayese edilemeyecek kadar basit olduğu da bazı gözleri kör etmiş olan cehalet perdelerini yırtmaya kâfi gelmiyor.

    Ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını dahi bilmedikleri çok güvendikleri akıl ve hafızalarının veriliş sebebi hakkında düşünmek istemedikleri,

    Hayatları adına iradelerine tabi olduğunu zan ettikleri bedenlerinin kullanımında bir etki ve müdahalelerinin bulunmadığını,
    Müdahalelerine bir miktar müsaade edilmiş olan,
    Yemek içmek için sadece yutkunmak,
    Atıkları çıkarmak içinde sadece ıkınmaktan başka ellerinde bir şeyin olmadığından da habersiz gafillere ne demeli.

    Hayati ihtiyaçları olan havanın temininde bir ücret,
    Kullanımında bir zahmet ve külfet yüklemeyene teşekkür etmekten kurtulmak için,
    İnkâr yolunu tercih edenlerin takdire şayan buluşlarına imza atan zekâları alkışı fazlası ile hak ediyor. (haklarını yememek lazım.)

    Damarlarındaki hayati sıvının bir tek hücresinin tüm kâinat ile olan uyumlu ilişkilerini sanıyorum kendi akıl ve iradeleri ile gerçekleştirdiklerini, sanmanın gaflet ve yanılgısı içinde olanlar,
    Kendileri inat ve aldanış içinde oldukları gibi,
    Mantıksız iddiaları ile insanları da düştükleri yanılgıya sürüklemek isteklerinden başka bir şey değildir.
    Başka bir izahı da olamaz.

    Evet, düşen düşeni ister.

    Dişlerinin çürük kovuğunda veya ciltlerindeki bir sivilcede yaşayan milyonlarca bakteriden, süper zekâlı bakterinin, diş sahibi hakkındaki bilgisinden öteye gitmeyecek olan bilgisi ile
    Allah hakkında inkâr fikir yürütenlerin,
    Ne kadar aciz zayıf cahil ve cüretkâr olduklarını söylemeye lüzum varmı acaba.

    Mikro organizmalar için siz ne iseniz,
    Hayal dünyanızda ürettiğiniz dinozorlar için de siz O olurdunuz.

    İnkârcı dostlar merak etmeyiniz.
    Dinozorlar sizin gibi kör ve sağır değiller.

    Korkmayınız sizi ezmezler.
    Çünkü onlar niçin yaratıldıklarından bihaber değiller.
    Vazife ve sorumluluklarını bilirler, hadlerini aşmazlar.

    Kâinatı yaratan onu işletendir.
    Binlerce metre yükseklikten döktüğü yağmur damlaları ile serptiği kar tanelerini fırtınalara rağmen bir birine çarptırmayan,
    SİZİNGİBİ NAZLI İNKÂRCILARINI DA DİNOZORLARINA EZDİRMEZDİ.

    Aklı evvel cahil ve haddini aşmış zavallıların dışında atomlardan galaksilere, mikroplardan en mükemmel organizmalara kadar her şey ve herkes vazifesini biliyor ve yerine getiriyor.

    Evet,
    Bütün bu yazdıklarımdan sonra.
    Gerçekten Allah’a ve ahirete inanmayan insanın,
    Hele yaşı atmış sınırına dayanmış veya geçmişse,
    Ömrün ekonomik kısmı bitip,
    Tüm hastalık ve belaların tehdit eden risk sınırında ise,
    Nasıl ve neden yaşadığını,
    Bu sıkıntılara umutla mı?
    Yoksa Allah’a inanmadığı halde mülkünde yaşamainadyla mı dayandığını,
    Anlayan birisi varsa söylesin de anlayalım.

    Hayalden bahseden dosta şunu da sormadan geçemeyeceğim.
    Hayal edilmeden gerçekleşmiş bir hakikat varmı?

    İnsanı HAYVANDAN AYIRAN EN BÜYÜK FARK.
    HAYAL VE HAFIZADIR.

    HAFIZA BİLGİ BANKASI.
    HAYAL ÜRETİM MERKEZİDİR.

    Bugünlere dünlerin hakikate dönüşmüş hayalleri ile gelinmiş olunduğu gibi!
    Yarınlarda bugünün gerçekleşecek hayallerinden başka bir şey olmayacaktır.

    Doğru hayal kurmayanın hakikat ile ne alakası olabilir ki.
    Yanılmaktan ve yanıltmaktan başka.

    Ha şu da var.
    Şeytan her zaman kendisine bir vekil ve bir avukat bulur.

    İnsan şunu da sormadan edemiyor.
    Nedense şeytanın avukatlığını hepte ona inanmadığını söyleyen zavallılar yapar.

    Ama yine de her ne olur ise olsun.
    Değişmeyecek sonu sıkıntılarına rağmen uzatarak beklemenin cevabı verilmşi değil!

    İnanmadan veya intihar etmeden yaşamanın anlamsızlığının bir İslam âlimi tarafından verilimiş mantıklı bir tek cevabı var.
    Oda şudur.

    Kâfir dünyanın imarı için yaratılmış bir nevi hayvandır.
    Çünkü aklı ve iradesi olmdan sadece içgüdülerinin etkisi ile yaşayanlar onlardır.

    Yazım bir genelleme olup şahsıları muhatap almamaktadır.
    Kendisini muhatap kabul edenlere de bir diyeceğim yok.
    Buda onların bileceği bir şey.
    Okuma zahmetine katlanan tüm Dostlara sevgi, saygı ve selamlar.

    Cevap Yaz
  • Muzaffer Akın
    Muzaffer Akın

    Bütün şiirler güzeldir...insan ürünüdür çünkü.Uyaklı,uyaksız,duraksız,serbest...duygu taşır hepsi,bişeyi anlatır..o şey insandır.Sevgiyle.

    Saraçhanebaşı buz tuttu Nacibey :))

    Cevap Yaz
  • Doktor Nasuhi
    Doktor Nasuhi

    Arkadaşlar yine chat sayfasına çevirmişler günün şiiri sayfasının yorum alanını. Yahu ne garip insanlarsınız böyle!

    Şiir çok güzel. Yer yer pürüzler var ama çok güzel. Tebrikler, saygılar efendim.

    Cevap Yaz
  • Muzaffer Akın
    Muzaffer Akın

    Hasan ağbi KARPUZ KESİCEKTİK? ...:)

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (48)

Özgür Köktürk