Geceydi…
Ama öyle bildiğin gecelerden değil.
Sessizliğin bile üşüdüğü, duvarların bile insanın içine baktığı gecelerden…
Kadın, ince bir battaniyeyi iki çocuğunun üstüne çekip pencerenin önüne oturdu. Sobada ateş yoktu. Zaten üç gündür yoktu. Çocuklar uyurken daha az acıktıkları için erken yatırılmıştı. Küçük olanın dudakları kurumuştu. Uyumadan önce annesine dönüp sadece şunu demişti:
“Anne… Yarın ekmek var mı?”
Bir anne için dünyanın en ağır sorusu bazen budur.
Cevabı olmadığı halde gülümsemek zorunda kalmak…
Bir deniz bekliyorduk. Duvara çarpıp ölmesi gibi
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem
Devamını Oku
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta