Bir ses geliyor uzaklardan, tanıdık ama bir o kadar yabancı,
Kelimeler sanki yorgun bir nehir gibi, dökülmekten utanıyor.
Sen sustukça, o tınıdaki o ince sızı konuşuyor benimle;
Hangi hayalin enkazı altında kaldığını, hangi rüzgârın seni üşüttüğünü,
Sadece o titreyen nefesinden okuyorum, tek tek.
Bütün umudun, aşkın ve tutkun o sessizliğe gömülmüş şimdi,
Sanki bütün ışıklar sönmüş de, bir mum alevine sığınmış sesin.
"Sevmemeliydim" derken, aslında ne kadar çok yandığını,
O "keşke"lerin arkasına gizlediğin koca bir dünyayı duyuyorum.
İnsan bazen kendi evinde gurbete düşermiş meğer,
En güvendiği limanda fırtınaya yakalanırmış, sesinden anlıyorum.
Şimdi o okudun şiir, aslında senin kendi hikâyen,
Kendi yarana bastığın o tuzun, o dumanlı yangının sesi.
Bırak aksın o hüzün, bırak titresin o tellerin,
Çünkü bazen bir dostun kulağı, en sessiz çığlığı bile duyarmış.
Sen anlatmasan da ben o sesin içindeki o dilsiz boşluğu gördüm;
Bir ömrü bir dizeye sığdırıp, nasıl veda ettiğini anladım.
Öyle işte kardeşim...
Bazı yaralar dikiş tutmaz, bazı vedalar ses etmez.
Sen sadece yürürsün kendi sessizliğinde,
Ama senin yerine, bu dertten anlayanlar nefes nefese kalır.
Huban Asena Özkan
Huban Asena ÖzkanKayıt Tarihi : 29.06.2026 21:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!