Gülüşün bir maskedir, ardında bin bir keder;
Herkesi güldürürken, için hep feryat eder.
Mahallenin dilinde, bitmeyen bir masalsın;
İstersin ki bir kişi, gelip elinden alsın.
Tam geldim sandığın an, bir bakarsın yoksun sen;
Kaybolup gidiyorsun, bir rüzgar gibi esen.
Fark edip de görmeyen, o gözler hep esirger;
Hak ettiğin o ışık, karanlıklara siner.
Cehennemin içinde, tek başına kavruldun;
Kurtaran bir el yoktu, küllerinden savruldun.
İzlediler uzaktan, kimse derman olmadı;
Bu dünyada payına, bir tek neşe kalmadı.
Kızgın ya da küs değil, sitemkar bir yüreksin;
Herkes kendi derdinde, peki kime gereksin?
Yılmaz arpa peşinde, Şamil dünden yaralı;
Sinem sitemler eyler, bahtsız kadersiz yalı.
Sabit abi çok gamsız, demli çaydan yudumlar,
Senin yanan kalbini, dert ortağı saymazlar.
Ayık Salim çok dertli, şeşbeş Kamil bir yanda,
Unutulmuş bak Halim, donup kalmış zamanda.
Eyüp Sultan önünde, yardım bekleyen o kul;
Senden medet ummuştu, koca bir yetim okul.
Herkes kendi yüküyle, gömülmüş bu acıya;
Kimse dönüp bakmıyor, içindeki sancıya.
İlk gören o göz bile, sana doğru gelmedi;
Bir kerecik tesadüf, yüzünü güldürmedi.
Sen hep vardın orada, hep bekledin sabırla;
Adın anıldı durdu, sadece bir kahırla.
Şimdi bu dizelerde, saklı durur o yüzün;
Bir tebessüm ardında, katmerlenmiş gür hüzün.
Sahnede yalnızsın sen, ışıklar sönmüş gibi;
Geçmişin tüm yükleri, üstüne binmiş gibi.
Yine de küsmüyorsun, bu hayatın özüne;
Bakıyorsun insanların, o sahte düzüne.
Sen mahallenin ruhu, sen o kırık sessizlik;
İçindeki asıl dert, koca bir kimsesizlik.
ENGİN TOPKAN (30.04.2026)
Engin TopkanKayıt Tarihi : 29.06.2026 23:39:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



