İlk insandan günümüze kadar yaşamış ve hâlâ yaşıyor olan insanlara kadar, hepsinin sesini dinledim; senin sesini bulabilmek için. Duyabilmek için sesini, sarılabilmek için sesine, gelmiş geçmiş bütün insanların sesini duymaya çalıştım. Bütün çağlara gittim. Antik çağlarda aradım sesini. Homo sapienslerin yaşadığı dönemlere baktım. Fransız devrimi olduğu sırada, ben, sesini arıyordum. Cumhuriyet kurulurken sana bakındım. Mağaralarda yaşayanlara baktım. Birinci Dünya Savaşı olduğu sıralarda da aradım sesini. Sesinin izine rastlayabilirim diye, mağara duvarlarına yapılmış resimleri inceledim. Orhun Yazıtlarına baktım. Çin Seddi’nin duvarlarını inceledim. Piramitlere günlerce bakıp durdum. Yoktu izin. Vazgeçtim sonunda. İnsanın, bulunduğu zaman diliminde araması ne saçmaydı aşkı ve sevgiliyi. Belki henüz yaratılmamıştın ve o yüzden sesin yoktu.
Bir gün yaratılır ve bu yazdıklarımı okursan, binlerce yıl bile geçmiş olsa, sen de beni ara.
Aşk, kimseyle aynı çağda yaşamıyor sanırım.
Dönüş yolları kapalı,
Kara otağ içindeyim;
Yerde de kara bir halı...
Çok şey var ki geride kaldı
Nice sisli-sevgili yüz




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta