Bir nefes alamadım daha,
Melhem istemem yarama.
Taşa vurduğum yeter içimdeki zinciri,
Ne taş kırıldı içimde,
Ne de zincir koptu gönlümde.
Kerim olana daha hizmetim bitmedi ki!
Gördüğün yer düz olsa da.
İçimde gördüğün derin aslında.
Gördüğün yer sığ olsa da.
İçimde gördüğün bir zirve aslında.
Belki haberin olmaz benden bile.
Sığ olan senin yüreğinse.
Evet, şimdi öldüm ben...
Nefesim çekilirken benliğimden,
Görmedin içimden çıkan kahkahaları,
Görmedin yüzümdeki gamzeyi,
Senle olan maziyi, böyle anımsadım ben.
Evet, şimdi öldüm ben...
Son defa sen.
Belki yüreği deli.
Umudun tükenmez yeri.
Sen son defa başlangıç çizgisi.
Var oluş içimin nöbeti.
Son defa hazır kıta beklediğim,
Son baharın bitimi, son yaprak işte,
Hüzün kemanı, ağır bir ağıtın sesi,
Yürek mi çıplak, ellerim mi ayazda?
Gün gelir dizginsiz zaman geçer, yanılgı içi.
*
Yüzümde, soğuk bir sonbaharın günü,
Sen ne yaşattın bana?
Söylüyorum işte yüreğine!
Haykırıyorum duy sesimi!
Belki yürekte, zirvede.
Belki de gönlümün en derin yerinde.
Yalansız duduklarım,
Sendin son nokta..
Farkına varmadın daha!!!
İçimle kalbim, hükmeti sana...
Ara ara ıslanırım, yağan yağmurda...
Kaçmaya fırsat bile vermedin bana.
Bende bir pranga, kala kaldım burda.
Kaç kere düştüm bu hale?
Korkmuyorum ki bağrım açık.
Hele bir sor niye savruğum diye.
Aşk yalan,
Yaramı sorma, sarmasın kimse.
Ölmedim bu acı ile az sürünüyorum işte.
Önceden ellerin benim ellerimdi,
Gördüğün gözdeki yer içimin aynasıydı,
Daima aldığın nefes benim kokumdu,
Öyleyse ne değişti ben mi? Anlamadım.
Söylesene?
*
Gelme dikenlerinle üzerime,
Gönlümü bıraktım titreyen baharda,
Talihsiz bir fırtınaya yakalansam da,
İçime düşen bir buz kırağı acıtsa da.
*
Gül diye sarılmışım sana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!