Bir masal mı bitti acısıyla?
Kendini anlatsan bile duvarlara,
Sözün geri yankılanır gözyaşıyla,
Gözümün ucundaki, sensin işaret ettiğim...
*
Günlerden yine perşembe,
Değer mi senin yüreğine?
Bu kadar sevmek sana değer mi?
Hani çok falanların vardı, yanlızdın?
Ayak üstü, kısa söz, kısır bir döngü...
*
Gidilen hüzünlerin mevsimini görmedin mi?
Lâl olmuş aşkın.
Dilede illede sen.
Gel saçın vursun tenime.
Gel göğsümde yaşlan.
Gel benim olan yerin.
İlla burda senin kalbin.
Vur yüreği yere, affetme,
Duyma vicdanının sesini asla!
Hiçbir mahkeme tutanağında,
Görüldü olmadı yokluğun...
*
Kalbimin son nota atışı,
Ne sensizliğim dindi,
Ne de yanlızlığım...
Aşk sabırmış bende bile,
Çok zor olsa da, hasret işte.
Bu gün batımında içimi avutsam bile,
Mahşer gününe bir adım kalsa da,
Galiba yanlızmışım, ıslak duvarlar gibi.
Nemi, rütubeti yapışmış, kendim gibi...
Ne yağmurum kurudu, ne çamurum,
Şair olmak, adam olmak derdin yaaa,
Ne adam olabildim,
Ne seni Leyla yapabildim,
İlk defa böyle, zeytin ağacının yaprakları hışırdıyor kulağımda,
Eskiden kalan birşeyi hatırlatırcasına.
Somun ekmeğinin kokusu mesela,
Ya da tarlanın kenarında kalmış bir lavanta.
Güneşin doğuşunu, ilk seninle yaşadığım sabahın ışığı,
Keman sesi kadar huzur, o gözlerine dalmak,
Sen de biliyorsun bunu,
Meftunun yüreği işte...
Sokaklar bir ben yine,
Bastığım topraksa gönlünde.
Bir sigara elimde,
Gönül ateşi gözlerde.
Ben oldum Meczup sayende,
Yürüyorum Yunus'un vardığı yere.
Ben gezdim, Meczup oldum alemde,
Varıyorum güller bahçesine.
Yana yana yanıyorum,
Geylani oldum sayende.
Bir gökyüzü morla gri arası,
Bulutlar saklamış sanki seni,
Göz arar gökyüzünde morla gri arası.
Görmek ister, bulmak belkide, özgür bakışlarda seni,
İçime çekmek isterim aynı eski günler gibi.
Biraz özlem var içimde sanki,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!