Şerefine Değil, Yarasına

Huban Asena Özkan
400

ŞİİR


15

TAKİPÇİ

Şerefine Değil, Yarasına


O kadar çok sevmişti ki kadın,
Her bakışına bir ömür sığdırmış, her susuşunda koca bir dünya kurup içinde ikisini yaşatmıştı.
Adam sevginin kıyısından bile geçmemişti;
İçindeki fırtınalardan habersiz, hayatın sıradan bir sapağında duruyordu.

Yine bir rakı masası kuruldu dertlere derman olsun diye.
Bembeyaz bir sis çöktü aralarındaki bitmek bilmeyen sessizliğin üstüne.
Gelenek yerini bulsun diye kalktı bardaklar havaya;
Sanki her şey yolundaymış gibi bir kutlamanın sahte neşesi doluştu odaya.

Adamın sesinde hiçbir ağırlık yoktu.
“Yarasın” dedi, içtiği o şeffaf sıvının genzini yakacağını sanan bir cahillikle.
Bilmiyordu ki o söz, kadının kalbine çarptığında bir şifadan ziyade bir hançer gibi saplanacaktı.

Kadın sadece “Haklısın” diyebildi, dudaklarının kenarında buruk ve yorgun bir gülümseme.
Adamın gözlerinin en derinine bakarken içinden koca bir “Yara’sın” nidası yükseldi.
Dikiş tutmaz, merhem kâr etmez, kanadıkça derinleşen en büyük yarasIn sen.

Adam şifa niyetine içiyordu o kadehi.
Kadın her yudumda onun yokluğunu biraz daha sindiriyordu ruhuna.
Her “şerefe” deyişinde,
Aslında haysiyetini kaybettikleri o güzelim hayallerin cenazesini kaldırıyordu dumanlı masadan.

Bir kelimeye kaç anlam sığar diye sorsalar,
Adamın o umursamaz “yarasın” sözüyle kadının içindeki “yara’sın” çığlığı gösterilirdi dünyaya.
İnsan, en çok canını yakanın elinden içtiği zehri ilaç sanınca başlarmış kendi sonunu sessizce izlemeye.

O kadeh havada asılı kaldı öylece.
Aralarında söylenmemiş binlerce ağır kelime,
Yaşanmamış onca yarım kalmış hikâye varken,
Adam içindeki sığ neşeye “yarasın” dedi;
Kadın ise onun derin sızısına “yara’sın” diye mühürledi o geceyi kalbinin tam ortasına.

Gelenekler yerini buldu elbet.
Masalar toplandı, ışıklar söndü,
Herkes kendi karanlığına çekildi o gürültülü sessizlikten sonra.
Adamın bilmeden açtığı yara, kadın nefes aldıkça kanadı, kanıyor hâlâ.
Çünkü adam, kadının hem dermanı sandığı, hem de asla iyileşmeyen en büyük ağrısıydı.

Filozban der ki: Bir kadının içindeki “haklısın” sözü, bazen dünyanın en büyük teslimiyetidir, bazen de en ağır vedası.
Adamın neşesi kadehin dibinde biterken, kadının yarası o masadan kalkıp hayatın her köşesine bir gölge gibi sinmeye devam etti.

Adam o geceyi bir dikişte bitirdiğini sandı.
Oysa kadın o gecenin her saniyesine adamın adını bir yara izi gibi kazıdı.
Kadehlerin havada çarpışması bitti belki, ama o “yarasın” sesinin kadının kalbinde bıraktığı yankı, bir ömür boyu “yara’sın” diye fısıldadı rüzgara usulca.

Huban Asena Özkan
Kayıt Tarihi : 25.04.2026 01:27:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!