Serdar Tunçluer Şiirleri - Şair Serdar ...

Serdar Tunçluer

Anlamadın,
Anlayamazdın,
Mümkün değildi anlaman,
Örümcek kafalı,
Sen o kadar adamsın.

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Bir kapıdan Sultan girer
Bir çağ çıkar kapıdan
Bir çağ girer kapıdan
Çıkar besleme bacadan

Acaba…

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Kamusta yazmaz sen gibi tarifi aşkı
Vicdansızı gördümde sen ondanda farklı
Bir hayale aşık olsam derimki hayali cihan değer
Sen hayalde değilsin bu halin ondanda farklı

Zamana bırak dedim,mevsimi belki gelir

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Elli kişi’den ibaret nüfus’u, ayrıca bir kilometre kare toprak parçasına sahip olan bir kabile, devlet kuramaz mı.? .
Neden olmasın. Ancak bu pratik’te böyle. Çünkü öncelikle bu elli kişinin, Devlet kurmalarının gerekliliğine karar vermeleri, bunun için çeşitli sebep ve sonuç ilişkileri ile bu aşamaya gelmeleri, Devlet olmakta kararlı ve olacaklara başlangıçtan itibaren hazırlıklı olmaları gerekir.
Şöyle bir bakalım, bu kanaate varmaları muhtemel insanların ortak özellik’lerine. Bu elli kişi beş aile’den meydana geliyor. Yaş ortalamaları kırkbeş. Sadece bu istatistik dahi başlangıç için çok önemli bir dezavantaj. Eğitim hiç yok. Kısacası okul nedir bilmiyorlar. Sohbetleri sadece bir sonraki günün düzenlenecek olan av operasyonuna hangi katılımcılar ile olacağı ve hangi mevsimde iseler eski tecrübeler ile sabit noktalara gidilmesi ile ilgili. Sonra uyku ile geçen zamanın sabahına ulaşmak. Kısacası yemek, içmek, yatmak, kalkmak ve v.s gereksinimler.
Ancak bir özellikleri var, ne zaman av’a gitseler bir önceki av’dan farklı bir tecrübeli kişi’yi el birliği ile lider olmaya uygun görerek yol’a çıkıyorlar. İsimleri’de yok, zaten böyle bir şey’e ihtiyaçları’da olmamış, nedeni ise, her hangi biri doğduğunda sahip olduğu belirgin özelliği varsa o özelliği ile hitap ediliyor, ta ki ölünceye kadar.
Yazının bundan sonraki bölümlerinde biz bu kabileye Brakula kabilesi ve halkına’da Brakulalılar diyeceğiz.
Günlerden bir gün,kabileden Kunta diye anılan şahıs yolunu kaybeder. Bir türlü yolunu bulamaz kabilesinin. Günler günleri kovalar. Kunta yürüyüp geçer yaylaları, dağları, ovaları, bağları.

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Say lan şimdi say,
Say sayabilirsen cevheri,
Kapak olsun lahtin'e öl bakalım serseri,

Eşek'ten alim olmaz olsa idi bir tektin,
Saylan gibi Alim'e sen sen olup ne ettin,

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Düşün;
En zayıf halkası nedir duyguların,
Sevmek mi?
Sevmek en güzel şey;

Her gün bir daha sevmek,

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Gül kurumuş bahçemde,
Bülbül ötmüyor artık,
İsyan çıkmış belkide,
Dilim varmıyor artık,

Kim bilir ki açmasam

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Yazsalar beni,
Şiir olurdum,
Okuyabilseler keşke,
Destan olurdum bence,
Hoşgör; insanlık hali.

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

İklim kış olsada saki, geçer elbet, ancak…
Vücudun iklimi kimseye kalmaz baki

Bir ömür koşar durur ayaklar
Umut her bedende ayrı sayıklar
Sonra dem olur süzülür yaşlar

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Günlerden birgün, bir deli çıka geldi saraya, mağrur, alımlı ve dik görünüşlü. Adamın bu durumdan etkilenen kapı er'i ' buyurun efendim ' dedi. Adam ' padişah'a haber verin O'na kabada kuba deyin o anlar ' der..koşar kapı er'i vezire, vezirde padişah'a haber verir. Anlamaz padişah ' vezirim getirin bakalım şu adamı ne der ' der. Adam gelir aynı çalım, aynı mağrurlu ifadesi ile, ' tanıdınmı beni ' der. Padişah ' tanımadım ' diyerek vezire bakar. Vezirin mahçup olduğunu gören padişah adam'a döner,' Buyurun tanıtın kendinizi lutfedin ' diyerek cevap hakkını adam'a verir. ' sen padişah'sın her şeyi bilirsin'de beni mi tanımadım neyse der. Padişah bu bozulur tabiat'ı ile. Bunu geçelim der adam sen bari şunu bil ' kabada kuba ' der. Padişah anlamaz tekrar ettirir. Adam tekrar eder. Padişah bakar ki diğerlerindende hayır yok. ' Efendi ' der ' eğer lutfedip söyler isen bizde bundan sebeplenürüz ' diyerek cevap ider(padişah'ça) . ' yok” der adam “ yok öyle yağma, ben bunu öğrenmek için ömrümü heba ettim, öyle yağma yok' der. İyice meraklanan padişah ' efendi dile benden ne dilersen, dilediğin olacak, yeterki söyle...', adam “ dedim ya, yağma yok, madem ne istersem olacak bunu bana yazılı ver öyle ya sen padişah'sın yazdığında ferman olur, yalnız bunu tek sana söylerim, bunun başka yolu yok ' der. Padişah hemen fermanı yazdırır adam'a uzatır verir. Adam fermanı açar yüksek sesle okur ve ' ferman padişah'ın ' emrine itaat ediniz, söz veriniz ' der.Herkes bir ağızdan söz verir. Padişah gayet heyecanlı kolay mı ' kabada kuba'nın ne olduğunu öğrenecek'.
Adam döner ' yatırın padişahı ' diyerek nöbetçilere emreder, yatırırlar. ' koyverin kellesini kütüğün üstüne ' der, koyarlar. Tiz gelsin cellat der, getirirler. Bakar ki padişah kelle gidiyor ' dur ulan dur ' diyerek bağırır, ' vazgeçtim ben bu ferman'dan, kelimende sana kalsın' diyerek adam'a kızar. Adam gayet rahat' sen bilirsin padişah ' der ' sen bilirsin ' ' fakat senin adına çok üzüldüm ' ' bunun ne olduğunu öğrenmemekle çok şey kaybettin ' der. Padişah hiddetlenir ' bana bak ' der ' bana bak ' ' kelle gittikten sonra nasıl öğreneceğim bu bir, ikincisi hadi diyelim bununda bir yolu var, ben öldükten sonra ne işime yarayacak senin bu kabada kuban ' der. Döner cellada, “ tiz yatırın bu herifin başını kütüğe, kesin kellesini 'der padişah. Adam nöbetçilere döner ' ben yatarım ' der ' siz rahatsız olmayın ' “ ben dünden razıyım “ diyerek yatar ve kafasını kütüğün üstüne koyar. Ve padişah'a seslenerek ' ey padişah,senin kafanı kütüğe koydurduğumda kesin kellesini bu padişah'ın diye bir emir verdim mi..? ' der. Padişah ve diğerleri birbirlerine bakarak düşünürler, evet adam böyle bir emir vermemiştir.' Pekala ' der padişah ' niye koydurdun başımı cellatın önündeki kütüğe ha..? ' diyerek soru sorar adama. ' padişahım ' der adam, 'ben sana ne söz verdim' ' kabada kuba ' ne demek bu kelimeyi öğretecektim ' değil mi..? ' der. 'Doğru 'der padişah. 'Sende benim her istediğimin olması için ferman yazmıştın değil mi..? ' der adam, padişah ' doğru ' der.' Ey padişah nereden çıkardın ölümü..? ' ' biraz sabretse idin, sende bende rahat edip öğrenmiş olacaktık ' deyince padişah ' nasıl yani ' der. Adam ' padişahım ' der ' biz yetmişikibuçuk millet, yıllardır senin ne olduğunu, neye yaradığını, nasıl olacağına bir türlü anlam veremediğimiz yönetiminle bu günlere geldik ' ' artık bilmem neremizden nefes aldığımıza sen karar ver ' ' bu kabada kuba senin içinde ' ' bende senin gibi meraktayım ' ' yıllardır ettiğin fermanlar bize hep kabada kuba geldi yani bizde anlamadık amma uyduk bu günlere geldik. ' bende nerenden çıkıyor bunlar diye düşündüm, şimdi eğer sende bizim gibi ölmeden ecel terleri dökme durumuna gelip totondan bu kabada kuba ların tamamını çıkartırsak herkes rahat edecek ' der.

Devamını Oku