Serap Demirtürk Şiirleri - Şair Serap De ...

Serap Demirtürk

brfont face='Comic Sans MS '' size='4' font color='#336633'



Dudaklar bükülekalır da süzülür gözden yaşlar bilmeden.Güle güle derken bilirsin ki ayrı bir dünyası var, el sallarsın da dua edersin sağlıkla gitsin diye. Dönersin onunla adımladığın yolları yapayalnız, gider açarsın onunla kapattığın kapıyı. Dokunamazsın hiçbir şeye,bir mabet gibidir o ev. Pijamasında hâlâ ter kokusu vardır, yastıkta saçları. Banyoda traş losyonunun kokusu kalmıştır, yerde ayrı yolları gibi her biri bir yere bakan terlikleri. Açık kalan radyo 'tek çaremiz ayrılmak' der sızlatarak yüreği. Mutfağa girersin için yanarak bir bardak su içeyim diye masada kahvaltıda içilen çay bardakları, alır eline bardağını son lokmasını içersin dudaklarına değerek. Lavabonun yanında geceden kalan kahve fincanları, fal deyip de bakılan umut fincanları. Aldığı kavun yerdedir, kim yiyebilir ki şimdi onsuz tek lokmayı. Ayaklar çeker koltuğa götürür, oturursun dizdize uzandığınız koltuğa yalnızlığını unutup. Elin kumandaya gider, onun izlediği kanalı bulmak istersin yanında onu hissedip. Her yer aşkın kokusuyla doluyken bu gidiş niye diye isyan eder benliğin, 'sen onu aklından sil' der diğer odadaki radyodan gelen ses. Elveda demedik ki biz, der yürek de silinmeden akar gözden yaşlar. Sensiz asla dersin de elini kalbine götürürsün, herşeye rağmen gideni düşünüp. Dualara sığınırsın sağlıkla gitsin de tek benim olmasın dersin. Ona 'halaybaşısın sen' diyen yürek sesinden güç alarak dinlersin radyodan gelen sesi:

Devamını Oku
Serap Demirtürk



Bir sevgi yumağı ile geldim sana...anlayamadın Yüreğimdi gözlerimde gördüğün...bilemedin...Büktüm boynunu sana...bir damla su vermedin..Kuruttun ve geçip karşıma sevgi adına 'gül' dedin...Aşkı boğup ellerinle, yalnızlığıma gönderdin..Görmedin seninle dirilişimi,gölgem seni yakamadı..Şiirimin dalını kırdın da umursamadan 'deh' dedin binip de doruya savrulup gittin yoluna...

Bakarsın uzaktan bana bazı bazı, yanar yüreğim...Sen diye inlerim de 'sus' derim..'sus, aşk çiçeğini ezip geçen, sana mı acır...sus! '

Devamını Oku
Serap Demirtürk

Günlerden bilmem ne...



-Öyle güzel serap oldun ki
Sildin güvene olan inancı.-

Devamını Oku
Serap Demirtürk




Boş da değildi bakışları ama donuktu, anlamsızdı. Önünden gelip gidenlerin ona meraklı bakışları hiç etkilemiyordu onu. Adeta bir yolcu bekler gibi oturdu taşın üzerinde... Zaman zaman dalıp gidiyor, elindeki kitaba göz gezdiriyordu. Bazen bir ışık parlıyordu gözlerinden,sonra sönen ışığın ardından yeniden dalıyordu caddenin o kalabalığını hissetmeden. Ne kadar zaman geçti, bilemedi. Belki on dakika, belki on saat...Hep bekledi, tam kalkıp gidecekti ki bir ses oturttu onu yeniden yerine. Kaç saattir, yerim deyip benimsediği kaldırım taşına. Dur, dedi içinden bir ses, gitme. Oturdu omuzları çökerek. Beklenen, bilseydi ki böyle bir yürek yoluna düşmüş, gelmez miydi? Umudu ekti yüreğine, dalıp gitti onu ilk gördüğü güne. Nasıl da koşarak gitmişti yanına pırıl pırıl gözlerle. Onu ilk defa görmenin mutluluğu, heyecanı nasıl da sarmıştı yüreğini. Sonra yağan yağmur damlalarını yüzünden sildiğini, iş giysisi ile dışarı fırladığını ve bu sevgiye rağmen ona sarılamadığını. Bu nasıl sevmek, dedi kendi kendine. Kavuşmak yokken sözlükte, bu nasıl sevmek?
Yanındaki merdivende bir işportacı çocuk, “Karton vereyim de otur, üşürsün.” dedi. Bir an gülümsedi, onu da düşünen biri vardı. Bu, hoşuna gitti. Saçlarını okşamak istedi onun, ama yapmadı. Öylece gülümsedi sadece, bir şey olmaz anlamında. Çalan telefonun sesine irkildi, “Nerde miyim? Ben hep burdayım, ben hep yüreğindeyim. Bekle dediğin yerdeyim, gelsene.”
Telefonu cebine koyarken bekleyemedi çıldıran yüreği. Gel demişti ama o gitti onun geleceği yöne. İşte orada, geliyor. Ne kadar özlemişti, koşup atılıverse, sarılsa, “çok özledim” dese. Diyemez ki...Sırt sırta olacaklardı nerdeyse, arkasını dönmüştü, nabzı dışardan duyulacaktı sanki. Bir an daha dönmese geçip gidecekti...Dayanamadı, seslendi. O geri dönüş, göz göze geliş, dünyada başka ne var ki okyanustaki iki martıdan başka… Kimse yok sanki, sadece onlar var. Sıcacık bir gülüşle yetindi, onu görebildiği için ne çok sevinmişti ve şimdi öyle çaresiz kalakalmıştı... Biraz yürüdüler. Hatır sordular mı birbirlerine, ne dediler; hiç hatırlamıyordu.

Devamını Oku
Serap Demirtürk

-Her aşk hikayesinin bir yananı vardır sanılır...Giden gider, sadece kalan mı yanar? 4.10.2006 -


Yürekte bin bir emel dans eder,
Atlar şaha kalkmış, yelkenler fora,
Kıvrak dansıyla rakkasedeki gözler,

Devamını Oku
Serap Demirtürk

Kalan olmanın dilsiz çaresizliğini dolayıp kollarına
Geri adımlarla döndü ilk tanıştıkları yere...
Anılar ağladı bağıra bağıra
Sarıp sarmaladı güneş yanan bağrını.
Acı ya da buruk bir gülümseyiş
Yakışmasa de kondu yüzüne...

Devamını Oku
Serap Demirtürk




Sarıp sarmalanan bir sevgiydi bu. Duyduğu diğer aşklardan hiç de farklı değildi.Tüm sevda öykülerinden bir esinti vardı sanki onun kıvrak zekasında, içten gülüşünde, arzulu gözlerinde. Elini tuttuğunda canı giderdi. 'Al' dedi bir gün, 'Al ömrümü...ver ömrünü. Gel birlikte ak pak olalım, geçsin yıllar.'
Nasıl da çabucak karar vermişlerdi. İşte bir evdelerdi. Kapattıkları kapının içinde sevgi ışığı vardı. Savuruyordu mutluluk onları birbirlerine. Ne kadar zaman geçti, ne oldu...Daha kucaklarında bebecikken ikinci yavruları, neden soğudular birbirlerinden bilemediler. Bir buz dağı girdi sanki aralarına. Ne iki yavrunun sevgi dolu gözleri, ne adamın ümitle kadına bakışı tutamadı kadını o evde...Gitti kadın, ardına bakmadan. Yıkıntıları ezerek, bir damla gözyaşı dökmeden gitti.
Bomboştu duvarlar. Soğudu oda. Yalnızlık sardı bedeni. Tırmandı soluk. Tiz çığlıkları çocukların, birbirine karıştı...Olmadı. Süremedi bu yalnızlık. Gitti ardından...Uzaklıkları aşarak. Elini tuttu yüreğindeki sevginin sıcaklığıyla. 'Dön' dedi, 'Gene bir olalım. İki kara göz bekler yuvada seni.'

Devamını Oku