Bir insanı sevmek bazen bir ömre sürgün yemektir.
Adını anınca boğazında düğümlenen şeyin aşk mı, yoksa eksik kalmış bir hayat mı olduğunu anlayamazsın.
Senin için, eski şairlerin gecelerine yaslanacak kadar ağır bir şiir yazdım.
Gittiğin bütün yolları ezberledim ben,
hangi kaldırımda yavaşladığını,
hangi vitrinde gözlerinin daldığını,
hangi yağmurda saçlarını kulağının arkasına sakladığını…
Bir insan bir insanı bu kadar bilince
Tanrı bile kıskanır sanıyordum.
Meğer insan en çok,
dokunamadığı kadının ayrıntılarında kayboluyormuş.
Sen şimdi başka bir sabaha uyanıyorsun belki,
ben hâlâ sende kalan gecenin içindeyim.
Bir bardakta unuttuğun dudak izin kadar yakınsın bana,
bir mezar kadar uzak.
Adını söylemiyorum artık.
Çünkü bazı isimler ağızdan çıkınca
kalbin iç tarafı kanıyor.
Eski şairler niye sustu sanıyorsun?
Çünkü herkes konuşarak ölmez…
bazıları içinde taşıdığı kadının sessizliğinde çürür.
Sana sarılmayı değil,
seninle yaşlanmayı istemiştim ben.
Birlikte aynı lambanın altında uyumayı,
çayın biri soğurken diğerini tazelemeyi,
gecenin üçünde sebepsizce uyanıp
nefesini duyunca yeniden hayata dönmeyi…
Sen bunu hiç bilmedin.
Bir insanın gözlerine bakınca
eve dönmüş gibi hissedebilir mi insan?
Ben hissettim.
Sonra o ev yandı.
Ben hâlâ içindeyim.
Şimdi hangi şehre gitsem
bir sokağın köşesinde sana benzer bir hüzün görüyorum.
Hangi şarkı çalsa
sesin içime yürüyüp oturuyor.
Bir kahve söylüyorum mesela,
sen şekersiz içerdin diye
acımasını bekliyorum dilimin.
Bilmezsin,
seni sevmek bende eski bir şiir bıraktı.
Mürekkebi dağılmış,
kenarları yanmış,
yarısı gözyaşı olmuş bir şiir…
Kimse okuyamıyor.
Bir ben biliyorum içinde ne yazdığını.
Gece olunca pencereyi açıyorum bazen,
belki aynı aya bakarız diye.
Ne kadar çocukça değil mi?
İnsan büyüyünce geçer sanıyor böyle şeyler.
Geçmiyor.
Bazı özlemler yaş almıyor.
Sadece derinleşiyor.
Seni unuttum diyen herkes yalan söylüyor.
İnsan sevdiğini unutmaz.
Sadece yokluğuyla yaşamayı öğrenir.
Ben öğrenemedim.
Çünkü sen giderken
benden yalnızca bir kadın eksilmedi…
bir ömür eksildi.
Şimdi biri gelip bana
“En ağır ölüm nedir?” diye sorsa,
hiç düşünmeden seni anlatırım.
Çünkü bazı insanlar toprağa girmez;
bir başkasının kalbinde yarım kalır.
Ve bil istiyorum…
Eğer bir gün
bu dünyanın bütün ışıkları sönerse,
bütün şairler susarsa,
bütün şehirler yıkılırsa,
bir tek şey kalacak içimde:
Senin bana hiç kavuşamamış olmanın acısı.
Öyle derin ki bu,
mezar bile anlatamaz.
Kayıt Tarihi : 11.06.2026 00:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!