Sana bu mektubu, rüzgârın çam dallarıyla dertleştiği yerden yazıyorum,
Gözlerinin rengini, sabahın henüz griye çalan o buğulu sisinde arıyorum.
Sen benim ruhumun en bereketli toprağı, en kadim coğrafyasısın her an,
Bakışınla yeşerir içimdeki kurumuş dallar, kurtulurum bu ağır ve derin kıştan.
Saçlarının kokusu, yağmur sonrası toprak rayihasıyla karışır da gelir içime,
Sen doğasın sevdiğim, sen mucizesin; sığmazsın ne bir söze ne de bir biçime.
Yanaklarındaki o pembe şafak, yaylaların en taze çiçeklerinden ödünç alınmış,
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta