Sen kimsin insan Şiiri - Kemal Tekir

Kemal Tekir
3171

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Sen kimsin insan

Sen Kimsin?

İnsanlar kendilerini tanımlarken genellikle cinsiyet, meslek, statü, kişilik, mevki, makam, millî aidiyet gibi etiket ve sıfatları kullanırlar. Bunların tamamı insanın dış dünyadaki görünüşünü, toplum içindeki yerini ve maddî kimliğini anlatır.

Oysa asıl soru şudur:

Bütün bu sıfatları, unvanları, makamları ve toplumsal kimlikleri bir kenara bıraktığımızda geriye kim kalıyor?

İnsan bu soruya verecek bir cevap bulamıyorsa, belki de henüz kendisini gerçekten tanımamıştır. Toplumun ona verdiği unvanlarla yaşayan, başkalarının biçtiği roller içinde kendisini tanımlayan fakat kendi varoluşunun anlamını sorgulamayan bir insan hâline gelir.

Kendini tanımak ise dıştan içe doğru yapılan bir yolculuktur.

İnsan önce sahip olduklarını, sonra kim olduğunu sandıklarını sorgular. Mesleğini, makamını, parasını, ününü, bedenini, sosyal statüsünü bir kenara bırakır ve kendisine sorar:

“Bunların hiçbiri olmasaydı ben kim olurdum?”

İşte gerçek yolculuk burada başlar.

Yunus Emre'nin,

“İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsin,
Bu nice okumaktır?”

sözünde anlatılan hakikat de budur.

İnsan yalnızca okuyan, bilen, diploma sahibi olan bir varlık değildir. Bilgi, insanın kendisini tanımasına ve olgunlaşmasına hizmet etmiyorsa, yalnızca zihinsel bir birikim olarak kalabilir.

İnsanı insan yapan; yalnızca bedeni, zekâsı veya sahip oldukları değil; aklı, düşünceleri, duyguları, davranışları, ahlakı, vicdanı, empati yeteneği, sevgisi, saygısı, hoşgörüsü, doğruluğu, dürüstlüğü, ahde vefası ve özüyle sözünün bir olmasıdır.

İnsanın gerçek kimliği, başkalarına kendisini nasıl tanıttığında değil, kimse görmediği zaman nasıl davrandığında ortaya çıkar.

Çünkü makam geçicidir.
Para geçicidir.
Şöhret geçicidir.
Güzellik geçicidir.
Bedensel güç geçicidir.
Toplumun verdiği unvanlar da bir gün geride kalır.

Fakat insanın karakteri, vicdanı ve bıraktığı iz daha kalıcıdır.

Bir insanın gerçek zenginliği sahip oldukları değil, olduğu insandır.

Gerçek güç başkalarına hükmetmek değil, kendi nefsine hükmedebilmektir.

Gerçek özgürlük istediğini yapmak değil, doğru olanı yapabilecek iradeye sahip olmaktır.

Gerçek bilgelik her şeyi bildiğini düşünmek değil, bilmediğini kabul edebilmektir.

Gerçek erdem ise kendisine yapılan iyiliği unutmamak, kötülüğe kötülükle karşılık vermemek, güç eline geçtiğinde adaletten ayrılmamak ve insanın değerini makamına, parasına, inancına, düşüncesine veya statüsüne göre ölçmemektir.

Kendini bilen insan, başkasını küçümseme ihtiyacı duymaz.

Çünkü bilir ki her insanın içinde görünenden daha büyük bir dünya vardır.

Kendini bilen insan, kendi hatalarıyla yüzleşebilir. Yanlış yaptığında özür dilemekten utanmaz. Eleştirildiğinde hemen savunmaya geçmez. Haklı çıkmayı değil, hakikati bulmayı önemser.

Kendini bilen insan için vicdan, en önemli iç mahkemelerden biridir.

Kanunların ulaşamadığı yerde bile insan kendisine şu soruyu sorar:

“Bunu yapmam doğru mu?”

İşte ahlak burada başlar.

İnsan başkalarının gözündeki görüntüsüyle değil, kendi vicdanındaki karşılığıyla kendisini değerlendirmeye başladığında içsel dönüşüm başlar.

Kendini tanımak, insanın yalnızca “Ben neyim?” sorusuna değil;

“Nasıl bir insanım?”
“Nasıl bir insan olmalıyım?”
“Hayatımın amacı nedir?”
“Bu dünyaya ne bırakacağım?”
“Benden sonra insanlar beni neyle hatırlayacak?”

sorularına da cevap aramasıdır.

Belki de insanın hayatındaki en büyük keşif, dünyanın ne olduğunu öğrenmek değil, kendisinin kim olduğunu keşfetmektir.

Çünkü insan kendisini tanımadan dünyayı değiştirmeye çalışırsa, çoğu zaman kendi tutkularının, korkularının, hırslarının ve egosunun peşinden gider.

Ama kendini bilen insan, önce kendi içindeki karanlıkla yüzleşir.

Korkularını tanır.
Hırslarını tanır.
Zaaflarını tanır.
Egosunu tanır.
Vicdanını dinler.
Nefsini terbiye etmeye çalışır.
Sonra dış dünyaya bakar.

İç dünyasını değiştiren insanın dünyaya bakışı da değişir.

İşte “Sen kimsin?” sorusu, aslında basit bir kimlik sorusu değildir.

Bu soru, insanın bütün hayatını sorgulamasına açılan bir kapıdır.

Ve belki de bu kapının ardında verilecek en anlamlı cevap şudur:

Ben; sahip olduklarım değilim.
Ben; taşıdığım unvanlar değilim.
Ben; toplumun bana verdiği sıfatlar değilim.
Ben; bedenimden, makamımdan ve malımdan ibaret değilim.

Ben; düşüncelerimle, seçimlerimle, davranışlarımla, vicdanımla, ahlakımla ve insanlara bıraktığım izimle varım.

İnsan kendini bildikçe olgunlaşır.

Olgunlaştıkça sadeleşir.

Sadeleştikçe gösterişten uzaklaşır.

Gösterişten uzaklaştıkça özüne yaklaşır.

Ve insan özüne yaklaştıkça, belki de hayatının en büyük sırrını keşfeder:

Kendini bulmak, aslında kendine dönüş yolculuğudur.

Kemal Tekir
Halkın sesi

Kemal Tekir
Kayıt Tarihi : 20.08.2026 14:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!