Gönlümün bağında solmayan gülsün,
Geceye sığınan mahzun günümsün.
Sen benim en eski, en son dünümsün,
Tepeden tırnağa sen doluyum ben.
Gırtlağımda düğüm, kalmış bir hece,
Çözümsüz bilmece, her an, her gece.
Ruhumun içindeki gizli bahçe,
Efsunlu bir masal, sen doluyum ben.
Seni istiyorum, ey kalpteki sır,
Sanki bir asırdır bekleyiş, asır.
Yolların yorgunu, gönlüm muhasır,
İnce bir sızıyla sen doluyum ben.
Gözlerinden akar ömrümün nehri,
Seninle unuttum hüznü, kederi.
Varlığın canımın en eşsiz yeri,
Işıl ışıl yanan sen doluyum ben.
Bir dokunuşunla başlar mevsimler,
Adını sayıklar sessiz resimler.
Kalbimde yankılanır narin isimler,
Mısra mısra akan sen doluyum ben.
Rüzgârın fısıltısı senin sesindir,
Bu canın aldığı tek nefesindir.
Dünya dediğin bir garip kafestir,
Kanat çırpışımda sen doluyum ben.
Gönül soframda hem ekmek, suyumsun,
Ruhumun daldığı derin uykumsun.
Sen benim değişmez, kutsal huyumsun,
Hülyalar içinde sen doluyum ben.
Gülüşünle bahar gelir kapıma,
Can suyu verirsin çöken yapıma.
Kaderim kazınmış ince tapuma,
Alnımın yazısında sen doluyum ben.
Mevsimler değişir, sevdan değişmez,
Senden gayrı kimse kalbe yerleşmez.
Yaralı bir kuş da sensiz dertleşmez,
Gökyüzü misali sen doluyum ben.
Garip Murat’ın sazında telsin,
Ömre ömür katan en tatlı yelsin.
İster ecelim ol, istersen "Gel" de,
Mahşer sabahında sen doluyum ben.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 17:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!