Sen bana bakma güzelim,
Ben,
akşamları istasyonlarda unutulmuş eski bir valizim.
Hangi şehre bırakılsam
içimden başka bir şehir çıkıyor.
Gözlerimde yağmurdan çok beklemek var.
Bir tren geçiyor içimden her gece;
hiçbir yere varmıyor.
Sen bana bakma.
Ben seni sevdiğim yerde kendimi kaybettim.
Şimdi hangi sokağa girsem
bir lambanın altında yüzümü senden saklıyorum.
Bir gün başka bir şehirde adımı bilmeden uyanırsın.
Pencereni açarsın, yağmur yağar.
Bir an,
hiç tanımadığın bir adamın yüzü düşer aklına.
Nedenini bilmezsin.
Biraz istasyonum,
biraz gece yarısı,
biraz da son trenini kaçırmış bir şehrin yalnızlığıyım.
Sen bana bakma!
Ben artık gidişlerin sesini biliyorum.
Bir kapı kapanırken insanın içinde hangi odanın karardığını,
bir tren kalkarken hangi ihtimalin raylarda kaldığını biliyorum.
Sen bana bakma güzelim.
Unutamadım.
Çünkü yıllar insanı unutturmuyor;
yalnızca hatırlamanın biçimini değiştiriyor.
O ilk yağmur,
o dar sokak,
omzuma bıraktığın başın,
geceye karışan sesin...
Hepsi uzak bir tren düdüğü gibi gecenin içinden yeniden geçiyor.
Bırak,
başka şehirlerde başka yağmurlar yağsın.
Sen, belki başka birinin ellerine tutunursun;
ben, bir istasyonun tenha saatinde adını söylemeden geçerim içimden.
Sen bana bakma güzelim,
Çünkü göz göze gelirsek ikimiz de anlayacağız,
Bunca yıl birbirimizi değil, aynı yarayı taşımışız.
Sen başka bir şehirde,
ben başka bir şehirde aynı yağmurun altında kalmışız.
Ve belki de bütün mesele birbirimizi kaybetmek değilmiş;
aynı yerden kırılıp farklı yönlere gitmekmiş.
S.GÖL
Seyrani Göl
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 21:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!