Şi'r'in konusu Şirgeldi olacaksa şâyet
Satır satır "Ali" tüter, baştan aşağıya ta.
Haydâr-ı Kerrâr, gösterir yüzünü ötelerden
Şâh-ı Merdân, ürperir şâirin koşgu sadrında.
Söz; düşmanın bile ağzından çıksa bir anlam ifade eder. Ağızdan çıktıktan sonra bir hüküm ifade eden söz'e değer atfetmeden 'pas' geçerseniz, bedelini -o sözün ağırlığı nisbetinde- siz ve etkileşiminizde olan çevreniz halka halka öder. O yüzden "her düşündüğünü söyleme ama her söylediğini düşün! " demiş Atalarımız.. iyi ki demişler.. hisse çıkarma sırası gelmişken payımıza düşeni almamız lazım bu altın değerindeki birikimden..tabii henüz fırsat varken.. Söz ustaları çıkıp etrafımızı aydınlatmış ve ne idüğümüzü apaçık göstermişler yakın tarihimizde.. oturup yeniden bir söz ustası çıksın da aydınlanalım diye beklemek yerine var olanı tamı tamına değerlendirip İrfan Mirası süzgecinden geçirip bir sonraki neslimize servis etmemiz gerekiyor.. boş durmak anlamsız.. değilse; teknolojinin baş döndürücülüğünün de cazibesiyle hızla tembelleşiyor ve bireyselleşiyoruz.. ihtiyaç duyulan emtia için bile "hurraaaa! " çılgınlığıyla hipermarketlere, eğlence sektörünü coşturmaya koşuyoruz gerçekte ne anlama geldiğini unuttuğumuz ama sadece kelimesinin çıplak anlamına sarıldığımız güncel gelenek tarzlarına.. sadece kısa bir bakışa dikkat çekerek kesiyorum bu uzayıp gidecek olan yazıyı... hani "İki günü birbirine eşit olan hüsrandadır" idi! .. nerde kaldı Kur'an odada asılı duruyor diye sabahlayan kahramanlar mantığı? .. bir dev mirasa sahip çıkma cehd-ü gayreti içinde olduğumuzu tüm dünyaya ilan ile iddia ederken bile yüzsüzleştik.. tarihimizin müstesna zarafet sahnelerinden yüksek şahsiyetler adeta sesleniyor: "bu ne küstahlık! "
Zaman zaman bir bir tek tek
Pansuman ediyorum öz kalbimin
Hatıra gelen sancılı yaralarını, sızladıkça.
Ne hoyrat kullanmışım ben "ben'i"
Hayret ediyorum şu câhil hodgamlığıma;
Sen bir aydınlık sâhilde yitip gittiğinden beri;
şu denî hayâtın hüzün kıskacında,
serserî hazzın her türlüsü
beni kevgire çevirirken geçti zaman.
Oysa o aydınlık iklimin körpe heyecânı
Her Mecnun adayı emek emek sayıklar Leylâ'yı.
Cânân peşinde koştukça açıklar tek tek reh-i sevdâyı.
Her leylâ aşk'eder nefsinde fikr'ettikçe Sultân-ı Sevdayı.
Şu âşıkeyn bekleyedursun gökyüzü fısıldar baht-ı aşk-ı Süreyyâyı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!