Şehr-i Şiir
Bir şehir kurdum içimde,
Adını Şehr-i Şiir koydum.
Orada kelimeler kalp kırmadan konuşur,
Hiçbir sessizlik, yalnızlığa dönüşmez.
Akşam olunca gökyüzü mavi bir defter açar,
Yıldızlar tek tek şiir yazmaya başlar.
Ay, bütün âşıkların lambası olur,
Rüzgâr, hasretin saçlarını usulca tarar.
İçimde bir şehir inşa ettim,
Adını Şehr-i Şiir koydum.
Orada kelimeler kalp incitmeden dile gelir,
Hiçbir sessizlik, yalnızlığa evrilmez.
Sokaklarında çocukların neşeli sesleri yankılanır,
Asırlık çınarlar kadim hikâyeleri anlatır.
Kadınlar, avuçlarında güneşi taşıyarak yürür,
Erkekler, gölgelerini değil vicdanlarını büyütür.
Akşam olduğunda gökyüzü mavi bir defter açar,Yıldızlar birer birer şiir yazmaya başlar.Ay, tüm âşıkların ışığı olur,
Rüzgâr, özlemin saçlarını nazikçe okşar.
Bu şehirde gözyaşı toprağa düşmez
Bir çiçeğe dönüşür.
Kırılan her kalp,
Bir güvercin olup yeniden göğe yükselir.
Kapısında tek bir cümle yazar
Buraya insan olmaktan vazgeçmeyenler girebilir.
Ömrüm boyunca hangi yola savrulursam savrulayım,
Dönüp dolaşıp aynı şehre varırım.
Benim gerçek memleketim,
Haritalarda değil
İnsan yüreğinde kurulmuş
O eski, o mavi, o sonsuz,
Şehr-i Şiir'dir.
Bu şehirde kimse birbirine yüksek duvarlar örmez.
İnsanlar, evlerinin kapısını değil, yüreklerini aralık bırakır.
Bir kadın ağladığında, yağmur utanır.
Bir çocuk güldüğünde, güneş biraz daha erken doğar, biraz daha eğilir.
Kuşlar yalnız gökyüzünde uçmaz her biri bir şairin omzundan havalanır.
Nehirler su taşımaz, yarım kalmış cümleleri denizlere ulaştırır.
Burada zamanın ayak sesleri yavaştır.
Kimsenin ömrü aceleye getirilmez.
Bilinir ki,en güzel şiirler, sabırla büyüyen sessizliklerin içinden doğar.
Şehrin en yüksek tepesinde, taştan değil, insanın vicdanından yapılmış bir fener yanar.
Kaybolanlar yönünü ona bakarak bulur.
Bu şehirde ışık gökten değil, insan içinden yükselir.
Biliyorum, bu şehir daha bitmedi.
Sokak sokak, meydan meydan, belki de bir ömür boyunca yazılacak.
Ve her yeni şiir, Şehr-i Şiirin bir mahallesi olacak.
Bu şehrin meydanında saat kulesi yoktur.
Zamanı, çocukların kahkahası ölçer.
Kaldırımlar taş değil.
eskimiş mektupların sabrından örülmüştür.
Her adımda bir hatıra filizlenir,
her köşe başında unutulmuş bir türkü bekler.
Akşam olunca lambalar elektrikle değil,
birbirine iyi gelen insanların yüzüyle yanar.
Karanlık ne kadar çoğalırsa çoğalsın,
bir tek iyilik bütün sokağı aydınlatmaya yeter.
Bu şehirde kimse kimsenin adını bağırarak çağırmaz.
Sevgi, zaten en uzak kapıya bile sessizce ulaşır.
Bir gün yolun düşerse bu şehre,
kim olduğunu sormazlar sana.
Kimin çocuğusun demezler,
hangi dilden konuştuğunu merak etmezler.
Sadece gözlerine bakarlar.
Bilirler,
insanın gerçek memleketi,
nüfus cüzdanına yazılmaz.
İnsan, en çok
merhamet ettiği yere aittir.
İşte bu yüzden
Şehr-i Şiir'in bütün sokakları
aynı meydana çıkar
İnsanlık meydanına.
Azra Nimet Öner
Nimet Öner
Kayıt Tarihi : 18.07.2026 12:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!