Gece olsa da seni düşünsem,
Aya, yıldızlara dalıp da düşlesem,
Boncuk boncuk kara gözlerini,
O ömre bedel gülüşünü...
Sonra gözlerimi yumsam da,
İçimdeki fırtına dinmez
Sarıl bedenime kara toprak
Kalbimdeki çığlığı duyamazsın
Yorgun bir ruh senden ırak
Gökyüzünde yıldızlar ağlıyor sessizce,
Bir ömre sığdıramadığım hayallerimle.
Nidalarım yankılanır suskun sokaklarda,
Üç günlük dünyanın son günündeyim,
Seninle yanı başımda.
Suret-i nisyan ile örttüm de çilegahımı,
Gözyaşı dökmedense, inkârı mühürledim.
Yâdınla besledim bu karanlık sabahımı,
Ben seni, yokluğunun ufkunda heceledim.
Gelme! Saray-ı vefada ne taht kaldı ne mekân,
Belki bilmezdin beni
Uzaklardandı iç çekişlerim
Gülüşünde hep attı kalbim
Yine hüznünde dağlandı yüreğim
Dedim ya bilmezdin beni
Ve kimse bilmezdi seni
Mesele neydi?
Sadece bir çiçek miydi?
Verilmeyen değer miydi?
Gösterilmeyen özen mi?
Dilin varıyorsa, söyle neydi
Yorgun gözlerden akan yaşın sebebi?
Herkes sevdiğine şiirler yazmalı;
Anlamlı birkaç satır…
Her ne kadar uzak olsa da,
Ne kadar ayrı düşülse de
Sevdasını kelimelere dökebilmeli insan.
Evet, evet,
Sözümü tutamadım, biliyorum.
Yürürken bir sonraki yaşıma,
Pörsüyüp çelimsizleşirken bedenim,
Arsız kargaların alay konusu olurken,
Seni bekleyecektim son anıma kadar.
Unutmadım
Tutsakken ıssız karanlıkta,
Tutulmayan sözleri,
Verilmeyen sevgiyi,
Duyulmayan saygıyı unutmadım.
Sessizliğe emanet ettim adını,
Bir rüzgârın gölgesinde kaybettim.
Ne yazdımsa silindi zamanla,
Unutmak isterken, sana dönüp ezberledim.
Bir beyaz gül soldurdun avuçlarımda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!