Ben hâlâ o günkü hâlimle duruyorum
Sen gözlerini kaçırırken
Ben bakıyordum sessizce ardından
Bir “hoşça kal”a sığdırabildim vedamı
Söylenecek onca söz varken
Yokluğunda gözyaşları biriktiriyorum,
adını verdiğim çiçeği sulamak için.
Penceremdeki çiçeğe adını verdim, evet,
her gördüğümde seni anabilmek için.
Yokluğunda şiirler ezberliyorum,
Yağar mı hasretin gönül çölüme, yâr,
Uzak diyarda sen, o illerde misin.
Gönülde solmayan gülün hatrın var,
Hayâl misin, yoksa dillerde misin.
Bilemezsin, kapılara dikilen
Yorgun gözlerimin seni görünce şenlendiğini.
Bilemezsin, her gün "Ya gelmezse?" diye
Yollarını gözlediğimi.
Karanfil kokan hayallerimin
Şiirler yazmak isterim,
İçinde sen olan.
Masallar anlatmak isterim,
Konusu gülüşün olan.
Adını bilmem ama,
Seni görünce kendi ismimi bile unuturum.
yunus oldum dergahına
ağladım çalabın aşkına
geldim vardım huzuruna
ağladım çalabın aşkına
Ben Nisyânî, o Elzem'di.
Bir bakışla başladı her şey;
Parıl parıl bakan gözlerle
Meftun etti birden bire beni ona.
Elzem'di... Güzeller güzeliydi.
Ey düş
Beni sürükleme imkansız vuslatın eşiğine
Hicran kapısının önünde dökülen son yaşım
Kor olmuş yüreğime derman olmuyor
Sen degilsin benim uğruna yaş döktüğüm
Ressamın tuvaldeki darbeleri sen değilsin
Bir gül ver bana,
Sonbaharın ayazında solmasın.
Bir gül ver bana, sevdiğim,
Yapraklarında kokun olsun.
Bir gül ver bana,
Hırçın dağların üstüne yağan
Beyaz ve narin kar taneleri,
Nasıl da masum bir katil.
Saçlarına değiyor mu acaba
Bu şehrin karanlık gecelerindeki gam?
Ağlamaklı oluyor musun sokakta gülüşen çocukları görünce?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!