Bilirdim, imkansızlık sevgisiydi benimki.
Ben kara kış iken, sen bahardın.
Ben sonsuz gece iken, sen gündüz.
Sana olan sevdamı çıldırmışçasına haykırırken dilim,
Gözlerinin hayaline dalardım.
İsmini duyunca bile irkilirdim.
Gözüm yüksekteydi, gönlüm sapada,
Uzakta bir serap peşinde koştum.
Yanımdaki gülü, fani dünyada,
Çiğneyip geçecek kadar sarhoştum.
Havalar tekrar soğudu,
Dostlardan kalan son hatıraydı,
Kırık telefon camından okuduğum mesajlar.
Odamdaki cılız hayalet bile uğramaz oldu.
Hayal miydi bilmem ama
Şairin elindeki soluk kalemi bile özledim,
Geçti eylüller, ekimler,
Kasım da bitti ya.
Yeniden büründü beyaza,
Gelinlik misali bu şehir.
Şehrin soğuk sokakları,
Soğuk bir ilde bir adam varmış,
Bir de adamın yüreğini ısıtan
Kara gözlü bir güzel.
Bir gün güzel ile adam
Berrak ve duru ırmağın kıyısında
Yüreği sağır olana
İnci sözler dizsen, ne fayda?
Sen Hakka söyle, Hakka.
Kâinat kıtabını bilmeyene
Âlim-i fâzıl olsan da, ne fayda?
Madem bu kavga beni sende tutuklu kılar,
Barış gelmesin, ne lüzumu var?
Madem bu aşk ile sana sürgün oldum,
Maşuk olmanın ne lüzumu var?
Bir gülmüş, bir ağlamışım,
Can boğaza kadar gelmiş ise,
Azrâil’in dehşetinden korkma.
Dünyadaki vaktin bitmiş ise,
Kefenin beyazından korkma.
Leylâ ile Mecnun ölmüş ise,
Kahrınla dolsa da bağrım
Nefretin sarsa da beni
Gönlün olsa da başkasında
Sakladım ismini şiirlerimde
Ümitlerimle bilenmiş yüreğim
Sefil bir yolcu, yolda kaybolmuş,
Nereye gittiğini bilmez artık.
Hayatın yükü omuzda taşınmış,
Bir mum gibi erir, biter, yazık.
Elbet sona erecek bu fani yol,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!