Bir kış günü,
Yağmur sonrası
Koktuğunda ıslak toprak,
Soğuk bir rüzgarla üşüdüğünde
Kuru bir dal ve solmuş bir yaprak,
Yağmurun sesinde sen ağlayarak
Ölseydim daha iyiydi
Keşke ölüm ayırsaydı bizi de
Görmeseydim seni öyle
Nefret dolu göz yaşları içinde
Ölseydim daha iyiydi
Kırılacak
Sana kalkan bu ellerim
Susacak yıllarca
Hiç konuşmayacak
Sana git diyen bu dilim
Uğruna ölürüm,
Çok baharlar yaşadım hepsi boşa
Yazık oldu
Sana harcadığım onca yaşa
Şimdi iplerini kaçırmışken
Elimden hayatın
Yürüdüğüm yollardan tut
Sessiz sedasız gidiyorum..
Olsaydı, ruhunda duyamazdı gidişimi
Sessiz sedasız gidiyorum..
Sırtımdaki bıçağın;
Bırak benimle gelsin,
Senin hatıran olsun!
Saat 06:30,
akrepte yelkovanda yorgun düştüler sonunda…
Bense, ak’ı kızıla kesmiş ela sıcağımla seni bekliyorum hâlâ…
Ne kadar anı varsa bavulunda, bırak bir kenara,
yenilerini yapmaya zaman var nasıl olsa…
Hadi çal şu zili, gir şu kapıdan içeri,
Yolun sonuna geldik işte, bir avuç mutlulukla gelinebilecek en son yere…
Sevgime kucak açtığın için minnettarım sana ve sevgini benimle paylaştığın içinde…
Ufukta birkaç damla gözyaşı, yolun sonunda bu beden bırakacak nasıl olsa bu canı…
Yolun sonuna geldik işte, şefkatini ellerinden, ellerini esirgeme yüzümden…
Bu yolun sonu sana, bu can kollarına, yaşamak son bulacak senden sonra,
kalbin mabedimdir, geliyorum yer aç bana…
Yine aynı senaryo
Ortada iki kişi var
Ve ikisi de
Aynı kişiyi kandırıyor
Biri diğerini
Diğeri ise kendini
Kaç sevgili gitti bu yoldan
Hiçbiri, göz yaşı dökmedi
Kaç sonbahar geçti üstünden,
Ve bu dökülen
Kaçıncı yapraktır bilmem
Hiçbiri, ayak izlerini örtmedi.
Bir gün her şey bitecek
Ve o gidecek
Bir zaman susacak dilim
Ve adını anmayacak
Ama o bilmeyecek
Onu hep seveceğim sanacak
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!