Tezgahında dokudum hüznü, ilmek ilmek acıyla,
Bir feryat koptu sinemden, koca bir ömür devrildi.
Kuşandım hicranı, yürüdüm hayatın o dik yokuşuna,
Ne zaman baksam maziye, bağrımda bir hançer çevrildi.
Arş-ı âlâ şahidim
Gün yüzü göremedim ben
Bu külümden sızar sükutun
Sadrımda birikir ağır feryadın
Şimdi söyle, kim suçlu?
Kader mi, zaman mı, yoksa ben mi?
Kırılsın kalbimin o kadim fermanı
Yansın bu dergâh, bulamasın dermanı!
Kopsun kıyamet, vursun dalga kıyıma,
Kurban edildim hayatın kör oyununa!
Hoşça kal, yolun açık olsun
Ağlasın sazım, dertli dertli çal
Gittiğin yollara hüzünler saç herhal
Yalnızlık bende kalan tek masal
Unut gitsin beni, benden bu
Seni duysa ağlar her bir gül
Güller kime ağladıda sen duymadın!
Kayıt Tarihi : 1.06.2026 21:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Giriş Bir adam var. İsmi yok. Ama onun bir tezgâhı var. Bu tezgâh, bir dokuma tezgâhı değil aslında. Bu tezgâh onun kalbi, onun ruhu, onun geçmişi. Ve bu adam, bu tezgâhta hüznü dokuyor. Her ilmek bir acı. Her iplik bir gözyaşı. Yıllarca dokuyor. Ne yapıyorsa, hep hüzün üretiyor. --- Olay Bir gün adamın içinden bir feryat kopuyor. Öyle bir feryat ki, sanki koca bir ömür devriliyor yere. Yılların yükü, bütün ağırlığıyla çöküyor. Sonra adam hicranı kuşanıyor. Hicran = ayrılık acısı. Bunu bir kılıç gibi beline takıyor. Ve hayatın dik yokuşuna yürüyor. Kolay değil. Ama yürüyor. Ne zaman geçmişine (maziye) baksa, göğsünde bir hançer çevriliyor. Yani geçmiş acılar, sürekli onu yeniden yaralıyor. --- Tanıklar Adam diyor ki: "Arş-ı âlâ şahidim." Arş-ı âlâ = en yüksek gök, Tanrı'nın makamı. Yani en yüce makamı bile şahit tutuyor: "Ben gün yüzü görmedim." Ve ekliyor: Külümden sessizlik sızıyor. Göğsümde senin feryadın birikiyor. Ağırlaşıyor. Sonra soruyor: "Şimdi söyle, kim suçlu? Kader mi, zaman mı, yoksa ben mi?" Bu sorunun cevabını vermiyor. Belki cevabı yok. Belki hepsi. --- İsyan Adam artık duvara tosluyor. Diyor ki: · Kalbimin o eski, kadim fermanı kırılsın. · Bu dergâh (bu mekân, bu düzen) yansın. Kimse derman bulamasın. · Kıyamet kopsun. Dalgalar kıyıma vursun. · Çünkü ben kurban edildim hayatın kör oyununa. Burada adam kendini kurban olarak görüyor. Hayat, onu fark etmeden, istemeden, bir oyunun içinde harcamış. --- Veda Sonra veda geliyor. Adam diyor ki: "Hoşça kal, yolun açık olsun." Kime diyor? Belki sevgiliye. Belki hayata. Belki kendine. "Ağlasın sazım, dertli dertli çal." Sazı ağlayacak. Çünkü adam artık sazı bile bırakıyor. "Gittiğin yollara hüzünler saç herhal." Giden kişinin ardından hüzünler saçılıyor. Herhal. Belki. "Yalnızlık bende kalan tek masal." Her şey gitmiş. Sadece yalnızlık kalmış. Ve o da masal gibi. Gerçek değil sanki. "Unut gitsin beni, benden bu." Adam diyor ki: "Beni unut. Zaten unutulmak bana yakışır." "Seni duysa ağlar her bir gül." Güller bile seni duysa ağlarmış. Yani sen öyle birisin ki, duyulmaya değersin. Ama duyulmadın. "Güller kime ağladı da sen duymadın?" Son soru, son hançer. Güller belki hep ağlıyor. Belki her gül, bir aşkın, bir acının, bir vedanın gözyaşı. Ama sen hiç duymadın. Belki duymak istemedin. --- Hikayenin Özeti (Tek Cümle) Dokuduğu hüznün altında ezilen bir adam, hayata, kadere ve sevgiliye sorar: "Kim suçlu?" Cevap alamaz. Sazını ağlatır, gülleri şahit tutar ve sessizce vedalaşır. --- Şiirdeki Semboller Sembol Anlamı Tezgâh Kalp, ruh, hayat. Hüznün işlendiği yer. Hüzün, acı Adamın dokuduğu tek şey. Mutluluk yok. Hicran Ayrılık acısı. Kuşanılan bir silah gibi. Hançer Geçmişin açtığı yara. Sürekli çevrilen bir bıçak. Arş-ı âlâ En yüce makam. Tanrı şahidi. Çaresizliğin son noktası. Kül Bitmiş, tükenmiş, yanmış olan. Sessizliğin çıktığı yer. Ferman Kalbin yazdığı, artık bozulması gereken kural. Dergâh Adamın bulunduğu yer, düzeni, dünyası. Yanmalı. Kıyamet, dalga Yıkım çağrısı. Her şey bitsin isteniyor. Kurban Adamın kendini gördüğü yer. Çaresiz, seçilmiş, harcanmış. Saz Adamın sesi. Onu ağlatarak veda ediyor. Güller Şahitler. Ağlıyorlar ama kimse duymuyor. Yalnızlık Kalan tek şey. Masal gibi. Gerçekliği yok artık. --- Hikayenin Ruhu Bu adam, aslında her şeyi kaybetmiş bir adam: · Aşkı gitmiş (veda ediyor) · Sesi gitmiş (sazı ağlıyor) · Umudu gitmiş (kıyamet istiyor) · Suçu bile bulamıyor (kader mi, zaman mı, ben mi?) Geriye sadece soru kalmış. Ve hüzün. Ve en sonda, belki de en acısı: Duyulmamak. Güller ağlıyor ama o duymadı. Belki o duymak istemedi. Belki o da bir gül gibi ağlıyordu ama kimse onu duymadı.




Eyüp Bey, yüreğinize sağlık. Bu yorum şiirin kendisinden kıymetli. Sağ olun.
TÜM YORUMLAR (1)