karanfilim
“kabarama kabarama kel fatma annen güzel sen çirkin”
ne güzel bir tekerlemeydi
mükedder olma
tekerlemeler devri kapandı
hırçınlık algınlık yapma çoğu canlının nesli tükendi
ve eski dünya çok ıraklarda karanfilim
elindeki hikaye kitaplarına bak
içinde yükselen ağaçlar ve dağlar arasında
gezinen hayvanlar uçan kuşlar görürsün
elindeki telefonun birkaç tuşundan kitaplardan
daha hızlı ulaşırsın dünyaya
haklısın belki
bu kolay bir seçim değil
sanal alemin cevherlerinden
sadece biri
senin yerine en kuytu bölgelere
uçurumlara okyanuslara ve girilmez ormanlara
ulaşan eller ve gözler var karanfilim
onların paylaşımıyla sende
ulaşılmaz o yerleri teknoloji sayesinde
sanaldan devri alem yaparak
gezer tozarsın
dünya küçücük bir pencereden açılmış
büyük bir yelpazenin hızlı esintisidir artık
her estirdiğin rüzgâr her çıkardığın kasırga
seni ulaşılmaz yerlere ulaştırır
görsel bir ufkun genişliğinde dev kanatları olan
bilge bir leyleksin turlarsın evreni karanfilim
boşuna cevr-i cefa çekme zevkini çıkar
öyle bir zamandır ki bu
ayağını yerden keser mutluluktan
çiçeklenir gözlerin güneş gibi parlarsın
aynı zamanda derin bir hüzündür de
bıçak gibi keser özbenliğini
sadece görselliğin verdiği bir zevk
hep eksiktir aslında
dokunamamak avuçlayamamak
koklayayamak hissedememek noksanlığı
hançerlenen bir yara gibidir insan ruhunda
ne iyileşebilir artık ne bir tedaviyle
akan cerahatı durur
tek çaresi kabulleniştir karanfilim
çocukluğun bile oyunların gibi çağ atladı
-eski çamlar bardak oldu- yakan topların yerini
bilgisayar oyunları aldı ayağın taşa çarpmadan
elini duvarlara vurmadan oynarsın
üzülme üzülme geçmiş zaman güzeli karanfilim
yeis olma kalbin bir kırılıp bin incinmesin
sen yükseklerin uçan kartalısın
kurak yerlerde fışkıran çağlayan
berrak bir kristalin ışığısın
binlerce yansıyan
dünya çocuklarla güzel
dünya tüm canlılarla kardeşlikle güzel
enerjisi olumlu bir yolun aydınlığı ile parlak
bunları sana anlatırken
neden gözlerimde bulutlanan kederlenen bir gök
içimde parçalanan bir ayna yıkılan bir kale var
bilmiyorum bilmiyorum ah!
bağrıma gelip oturmuş
kalbi sızılı ruhu kanayan yaralı bir geyik
başımın üstünde düşüncelerimi tırpanlayan kılıç
sesimi titreten bir hüzün
duygusal bir sarsıntı eşiği bu
zamanın ve çağın en zorlandığı uzun bir genişlik
yavaş yavaş ayaktan kalbe kadar ruhumu sıkıştıran
kanlı bir mengene
neredeyse her gün her gün yaşanan bir deprem
“kabarama kabarama kel fatma annen güzel sen çirkin”
ah! ne güzel tekerlemeydi
bana sımsıkı sarıl karanfilim
yine de hiçbir sarsıntıda hiçbir çağda yıkılmayalım
üzülme üzülme varsın tekerlemelerde kalsın kabaramayan hindiler
2903202618:21
Ayşe Uçar
Kayıt Tarihi : 2.04.2026 13:00:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!