uzun yolların incinmiş toz ağrısı
kanatları rüzgâr gülü uçarı turnalar oy!
hiç bilmezsiniz iç sızısıyım dağların
bulutların
sesimde yılgın bir nida
sözlerimde içi boşalmış anılar
kuyruğu kopuk kanadı yırtık uçurtmaların
bir kenara atılmış unutulmuşluğu
sırsız aynalarda
derin bir kuyu hıçkırıklarım sesi duyulmuyor
kederini yok sayan uçurumların dili azabım
ah! sarsak sursak hallerim
bulutların yağmur boşaltması gibi
unutulmuşluğun kırılganlığı çökmüş
ruhuma
paslı bir imbikten çekilmiş
harabeye dönmüş kirpiklerimden
kaç kez batırdım güneşleri
kaç kez zihnimin bulanıklığından
çöllerde serâba uyandım
turnalar oy!
şafağın göz kamaştıran ışığından
bilmem yeniden aşkı bulur mu karakışlara dayanan kalbim
ağlamanın bir gök gürlemesi olmadığını
nasıl anlatabilirim yorgun gecelere
kararmış odaların çiçekli ayazlarına
kalkıp ayağa ah!
bozuk yollara kaldırım taşlarını döşeyip
şimdi varıp sereyim tüm gelincikleri
nazlı bir serçenin kırılgan ayaklarına
varıp bulayım içimdeki kayıp çocuğu
öpüp öpüp
yıkık saraylarımı tekrar tekrar dikeyim
turnalar
oy!oy!...
1603202607:54
Kayıt Tarihi : 16.3.2026 20:50:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!