Sarhoş Kadın 2 Şiiri - Esma Özdemir

Esma Özdemir
267

ŞİİR


15

TAKİPÇİ

Sarhoş Kadın 2

Eskiden bir sarhoş
Kadın müşterim vardı
Çiğköfte ustasıyken...
Ama çok komik burası canım!
Hem de trajik; dinle!

Abla! İnce ince kıy, ne olursun!
Domatesi, maydanozu, rokayı
İncecik doğra...
Kurban olayım!
Parası, masrafı ne ise
Fazladan veririm, derdi.
O sarhoş elleriyle titreyerek
Tabakasından çekip
Bir sigara çıkarırdı hemen
Ağzına götürüp
Tam yakmak üzereyken;
Ama burada içmek yasak!
Dediğim saniyede içeriye
Bir sivil polis girdi.
Kadın masada oturmuş
Kendi kendine
Argo, küfürlü birşeyler mırıldanıyor
Bir yandan da
Elindeki sarılmış tütünle oynuyordu.
Kusura bakmayın efendim, dedim.
Sorun değil, dedi adam kibarca;
Biz alışığız!
Dürümünü alıp gitti.

Azrailinden yeni kurtulmuş
Zavallı bir fâninin çevikliğiyle
Kadın hemen ayaklanarak
Sıçrayıp yanıma geldi:
Benimki hazır mı, dedi.
Ablam, kurban olurum sana;
Tabakta olsun!
İnce ince doğradın değil mi onları?
Yeşilliği biraz fazla bırak!
Burada yiyeceğim...
Nar ekşisi, limonu da bol olsun!
Sen hazırlayana kadar, dışarida
Ben bir sigara tüttüreyim!
Bu arada pardon ablacım;
Ateşin var mıydı?
Bu şerefsiz yanmıyor da!

Çakmağı taşına sürtüp duruyordu
Nerede bıraktım acaba ötekini?
Şunu yakabilir miyim?
Burada olmaz ki hanımefendi, lütfen!
Ah! Biliyorum!
Özür dilerim, çıkıyorum.
Siz masaya bırakın
Ben geliyorum, derdi.
Hazır olduğunu görünce de
Elindekini atar, tabağa girişirdi.
Kaşla göz arasında
Bir porsiyonu bitirir bitirmez
Kedi gibi yalvarmaya başlardı
Yarım porsiyon daha
Benden köfte koparabilmek için.
Allah ne muradın varsa versin!
Teşekkür ederim!
Teşekkür ederim!

Bir keresinde verse
En az iki defa parası yetmezdi.
Ya sigara için
Ya da köfte için
Dakikalarca dil dökerdi.
Beni ne kadar mahcup ettiğini
Hem de hiç düşünmeden!
Hanımefendi, çok rica ederim!
Yalvarmanıza gerek yok
Ne isterseniz vereceğim!
Yeter ki bir masaya oturun;
Ve lütfen biraz sessiz olun!
Tamam, tamam
Oturuyorum!

Oysa ne güzel, ne akıllı
Bilseniz aslında
Ne asil bir kadındı kendisi!
Birgün yine yemek yerken
Bizim dükkânda
Hayat hikayesini anlatmıştı bana:
İçki uğruna herşeyini kaybetmişti!
İnanamazsınız!
Çok köklü,
Varlıklı bir ailenin
Biricik kızlarıymış
İsmini söylemişti; ama unuttum!
Şöyle etine dolgun, açık tenli
Sarışın çok güzel bir kadın olduğu
Belliydi hallerinden.
Fakat ne minaresi kalmıştı
Ne de mihrabı!
Hepsinin yerinde yeller esiyordu...
Alkol tutkusu yüzünden!
Eşini, ailesini, yuvasını
Hele de çocuklarının saygısını
En çok da
Onu kaybetmek yaralardı insanı
Değil mi?

Bir defa da yanında bir adam vardı;
Dükkanın köşesinde, gece vakti
Beraberce kaldırıma oturup
İçtiler karanlıkta...
Kadını tanıdığım için
Belki de acımıştım ona
Adamdan sürekli birşeyler istiyordu.
Ne kadar çok sevdiyse artık önceden
Kadına katlanmaya çalışıyordu
Ama bıkmıştı;
Tavırlarindan bunu anlamak
Hiç de güç değildi.
Bir ara kadın çömeldiği yerden
Güç belâ doğrulup
Tekelciyi işaret etti ve:
Ben bir sigara alıp geliyorum, dedi.
O arada göz ucuyla hafiften adama baktım.
Orta yaşlı, yarı alkolik
Zayıf kupkuru birşeydi.
Sokak lambasının loş ışıkları altında
Kısa kesilmiş seyrek, kır saçları
Yer yer parıldıyor
Çirkin terli boynunun üstünde
Anlamsızca dikilip duruyordu.
Bir saniyeden daha kısa bir an
Adamla göz göze geldik
Bir gözü ürkek bir tavşana
Öteki gözü aç bir tilkiye benziyordu.
Hemen başını çevirip
Gözlerini kaçırdı benden.
Bense kapı aralığında durmuş
Sarhoş müşterimin dönmesini bekliyordum.
Herşeyi anlatıyordu adamın bakışları aslında.
Fakat, bir yandan da sanki
Hiç şikâyetçi değilmiş gibiydi.
Eski sevgilisi miydi?
Akrabası mıydı?
Ortağı mıydı?
Kimbilir neydi?
Her nesi olursa olsun
Ama yine de
Onun eski günlerdeki
O sağlam duruşunu
Güçlü yaradılışını
Çok iyi biliyor olmalıydı.
Kimbilir önceleri
Kadın ona kaç kere
Kaç bin defa yardım eli uzatmıştı!
Kaç defa borç batağından kurtarmıştı
O fırsat düşkünü herifi!
Biliyor muyuz?
Hayır!
Öyleyse neyi konuşuyoruz?
Herkesin hayatı kendine değil mi zaten?
Yargılamak bize düşmez!
Acımak da fazla iyi birşey değil ama!
Vallahi bak!
Herkes kendi yolunu kendisi çizer!
Bize ne!
Ben istediği yemeği verdim mi?
Verdim!
Allah rızası içindi!
Gerisi bizi ilgilendirmez!
Fakat yine de insan
Tutamıyor çenesini işte bak!

İnsanı alkol, daha ne kadar
Böyle bir batağa
Sürükleyebilirdi ki?
Al işte!
Ucuz bir fahişeye dönmüştü!
Hem de ne için?
Şu zıkkımı yudumlamak uğruna!
Ah kızım! Değer miydi?
Söylesene!
Düşündükçe
Onurumun kırıldığını hissediyordum.
Kendimi onun yerine koymak
Bu empati gücü beni
Gerçekten rahatsız etmişti.
Onun gibi olmak istemezdim!
Ne bugün, ne yarın
Ne dün, ne öteki gün!
Hiçbir zaman ve asla!
Ne içmekmiş arkadaş!
İnsan böyle kendini kaybeder mi?
Allahın manyağı seni!
Allahın delisi!
Aptal kız!
Birisi ona demiş miydi böyle acaba?
Kesin söylemişlerdir.
Annesi, kocası arkadaşları, ailesi
Herkes!
Herkes onun dünyasını
Burnundan getirmişti!
En çok da ergenlik çağındaki kızı!
İnsanın evladı tarafından azar işitmesi
Ne kadar zor
Ne dayanılmaz bir acıdır
Öyle değil mi?

Evet! Daha önce de
Söylediğim gibi...
Sarhoş kadın çekilmez!
Biliyorum!
O yüzden
Aşk şarabından başka
Alkol kullanmıyorum çocuklar!
Vesselam...

Esma Özdemir
Kayıt Tarihi : 3.08.2026 10:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Esma Özdemir İstanbul, 3 Ağustos 2026 Pazartesi

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!