Saniye Bozlu Şiirleri - Şair Saniye Bozlu

Saniye Bozlu

Ben 'faşist' mişim dostlar. Çünkü bu ülkeyi ve bu milleti sevmişim. Ben faşistmişim çünkü hangi ırktan geldiğime bakmadan (gürcü, laz,boşnak) ayrımı yapmadan 'Ne mutlu Türk'üm demeyi başarmışım. Tek bir toplum tek bir vücut gibi davranmayı denemişim. Ben faşistmişim çünkü hiç kaldırım taşı söküp polise atmamışım. Devlet malına zarar verip monotof kokteylleri atarak, araba yakarak yüzümü puşi ile gizlememişim. Tersine bu devlet için çalışıp vergilerimi ödemişim. Ben bu güne kadar elime silah almadım tek silahım kalemimdir benim yazarım. Ama üç gün önce silah bırakıp dağdan inen eşkiya medeniymiş ben faşistmişim dostlar.
Dersim'de başlayan isyanı bastırmanın adı 'katliyam' tek suçu terhis bekleyen askerimi alnından vurup şehit etmek 'emperyalizim ile mücadele' imiş. Tek suçu vatani görevini yapmaktı onun bre gafil. Ey cahil eline alıp dağa çıktığın silah kimindir? Emperyalist güçler en çok silah ve uyuşturucu satışından beslenir.
Sığınma talepleriyle kapısını aşındırdığın kimdir? Türkiye yi kötülemek,karalamak karşılığı kime köpeklik, uşaklık edersin? Senin özgürlüğün onların umrunda mı sanırsın? Hem Sen değil misin pkk ya para desteği için o yılana dilenen? Katliyam mı görmek istiyorsun uçsuz bucaksız 'ŞEHİTLİK' orda. Bak senin katlettiğin benim yiğitlerim orda yatıyor. Hemde hiç şikayet etmeden 'tazminat' falan istemeden. Tek derdin o zaten bu millete ettiğin yetmedi bir de üstüne para istersin. Birkaç toprak ağasının göbeğini büyütmek için.
Ben faşist mişim dostlar, asın beni. Ama o 'bebek katilini' hapiste besleyin emi. Belki bir gün bu namert döllerinin işine yarar asmayın.

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Evimizde bir gömme dolabımız var. Temizliğini yaparken içinden siyah bir çizim dosyası çıktı. Bizden önce bu evi kiralamış bir öğrenci arkadaşa ait olduğunu düşündük ve araştırdık. Ama bir sonuç çıkmadı. Dosya nın içinde eskizler, ders notları birkaç ders kitabı ve bir defter çıktı. Defteri okumaya koyuldum. Sırf meraktan. Anlaşılan arkadaş bir köylü çocuğuydu ve köyündeki yaşlılarla sohpet etmiş anılarını dinlemiş, sorular sormuştu. O yüzden bunu söylemeden geçemeyeceğim aşağıdakiler o arkadaşın kaleminden çıkmadır ve alıntıdır. Bütün hakları ona aittir. Haddim olmayarak paylaşıyorum.
""Nasıl gelin gittin nene?""
Bizim o zaman üç gün üç gece düğün yapılırdı.Nişan taktılar, nişanlı kaldım, ondan sonra düğününü yaptılar.
Genç arkadaş bunun gibi pek çok soru sormuş? Üzerine ne giydin? Gelinlik nasıldı ? Vesayre vesayre...Sonra: Dedeyi nasıl gördün nasıl tanıdın? "" Hiç eşimi tanımadım. Bir gün evimize iki kişi geldiler ""Geldik bir kız varmış ona bakalım. Bana yani. İki gün içinde beni aldılar. Başlık paramı ödediler. Hiç sormadılar bana vallah. İki gün içinde birbirimizi gördük evlendik. Kocam öyle yetim büyümüştü .Belalı yetindi. Belalıymış gerçekten. Bir gün herzamanki gibi kocam çok geç geldi. Dedim neredesin? Neden geç geldin? Beni çok kötü dövdü. Odaya kilitledi ve gitti. O gece masanın altında yattım geri döner diye.Sabah kalktım kapıyı açmış tarlaya gidem diye. Tarlaya çapa yapmaya gittim.
Sonra anladığım kadarıyla bir dedeyle konuşuyor bizimki. Hiç sevdin mi? Aşık oldun mu dede? ""Hee ""diyor dede Teyzemin sayesinde bir kız gördüm. Kız çok güzel . Ben buna bir türkü okuyorum aracılarla haber gönderiyorum, o da boş değil. Bir gün dedim buluşalım. En güzel beyaz gömleğimi giymişim içimden söyleyeceğim türküleri tekrarlarım. Evlerinin önüne gittim beklemeye başladım Yok kız görünürlerde. Bir cesaretle evlerinin önündeki kapıdan geçtim bahçeye girdim. Derken gürültüler duyuldu anasıyla babası göründü, hemen yandaki kapıya zor attım kendimi. Meğer kömürlükmüş kullanılıyormuş toz toprak içinde. Dayanamadım çıktım yakalandım tabii ağabeyi beni bir itti ben çamurun içine yüzükoyun. Kaçmaya başladım. Karşıda baraj vardı girdim, yıkandım temizlensin eve geldim. Anam dedi "" Oğlum sana ne oldu. ""Sorma ana"" dedim. İçeri girip uzandım. Ertesi günü anası geldi kızın. Anama ""Oğlun dün gece bizim eve girdi. Başlık parası şu kadardır. Alacaksa alsın yoksa bir daha evimize gelmesin, abisi bu sefer öldürür.""
"Ana bu çok para ben alamam. O zaman söz ver oğul bir daha o eve gitmeyecektin, o kızı görmeyeceksin,yoksa sana analık hakkımı helal etmem."

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Evet biliyorum evlat çok ama çok zekisin..Teknolojinin yardımıyla bilgiye ulaşman çok ama çok kolay, gelecek senin ellerinde yeniden şekillenecek biliyorum..
Çok akıllı, zeki ve yetenekli sin..Galileo gibi Arşimet gibi, Madam Curie gibi..Sonuç?
Einstein atomun parçalanabilir olduğunu keşfettiğinde ne oldu bilirmisin evlat "Atom Bombası" nın temelleri atıldı. Sence Einstein in büyük ideali bu muydu?
"Erdem" evlat..Seni insan yapan şeydir. Seni hayvandan ayıran aklının yanında erdemi de ögrenmezsen, kendini dürüst ve insanlığın yararına olan şeyler yapmanın dışında bulursun. Aklını paranın emrine adamak yerine erdemeli şeyler için çalıştır evlat..Yarına ışık ol, karanlıklar yaratıp sonra bunu süslerle gündüze döndürmeye çabalama..
Evet insanlığı "teknoloji" kurtaracak yine. Ben buna inanmaktan vazgeçmeyeceğim. Ama o teknoloji ellerinde ,bu yaşlı dünyanın yararına kullanmazsan korkarım sonunu hazırlayacak sın.
Biliyorum "doğru" ile "yanlış" her zaman net değildir. Kararsızlığa düşersin çünkü insansın. İşte böyle zamanlar için yüreğini besle evlat, sevgiyi besle..Ve kararsız kaldığında ona sor. Ve "Yüreğinin götürdüğü yere git". O sana yalan söylemez.

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Dünyadaki şiddetin, geri kalmışlıkların, tüm olumsuzlukların nedeni fikir ayrılıkları değildir. Empati kuramama, karşısınındakinin fikrine saygı ve tahammül göstermemedir.
Bilim gibi kesin ve tartışılmaz değerlerin bile kökeninde, birbirinden farklı teoremlerin ortaya çıkışı yatar. Teoremler ne kadar çoksa, yanlışı eleyip (deney ve bilgi ile) tümevarım o kadar kolay olur. Herkez aynı fikirde olsaydı sizce bilim ve teknoloji bu kadar gelişebilir miydi?
İşte tam da bu yüzdendir ki farklı olanı dışlamak yanlıştır. Çünkü en büyük bilim insanları farklı kişilik ve beyin yapıları sayesinde dahidirler. Ve tabiki aldıkları eğitim sayesinde. Azınlıkta olmaları veya hiç keşfedilememelerinin sebebi ise "değişim" den korkan ve onlarla empati yapmaktan uzak insanlardır.
İyi de hepimizin bir kapasitesi ve bakış açısı olduğu düşünülürse, bu işin içinden nasıl çıkacağız? Tabiki eğitim ve "sevgi"yle. Sabırla..
İşte burada çocuklarımızın eğitimi devreye girer, zira yarının gelişmiş teknolojisinde ve dünyasında yaşayacak beyinleri bizler yetiştiriyoruz, bizler o tuğlaları nasıl örersek, onların "kişilik duvarları" öyle yükselecektir. Buna Allah vergisi (gökkuşağı çeçişliliğindeki) yeteneklerini ekleyecekler ve geleceği oluşturacaklardır. Yalvarırım çocuklarınıza "sevmeyi" ve "öğrenmeyi" öğretin.

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Aşkım bu şiirim sanadır
İkinci baharım yaşama sevincim
hiçbir zaman geç değilmiş senden öğrendim
yaşama tekrar başlamak için
aşkı yudum yudum içmek için.
Hayat bana tekrar gülüyor bak seninle

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Ben bu gece de yine seni düşünüyorum,
Bir dirhem uyku yok ki gözümde.
Bir sağa, bir sola dönüp dolanıyorum,
Her resmin, her görüntün çakılı kalmış beynimde.

Anılar peşi sıra akın ediyor,

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Kimselere güvenemiyoruz değil mi artık? Ne kapı komşumuza ne dostlarımıza ne akrabalarımıza hatta eşimize...Neden?
İster zaman değişti deyin ister teknolojiyi ve tüketim toplumunu örnek gösterin, isterseniz yaşadığınız kötü tecrübeleri anlatın sonuç aynı "Güven Problemi". Evet haklısınız
Ama güvenmediğimiz kendimiz olabilir miyim yiz acaba? O her türlü etmenin aslında kendimizi de değistirdiğinin farkında mıyız? Biz her geçen gün değişen ve gelişen şeyleri gördükçe kendi biçareliğimizin farkına varmış olmayalım. Kendimize güvenimizi yitirdikçe daha çok insan kaybediyor olmayalım. Gelişmeye açık ve ileri görüşlü olmadığın sürece evet bu değişim seni ezer geçer..Çünkü değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.
Ama sevgiyi nasıl yitirdik ki?Güvenmediğimiz için sevemeyecek miyiz? Ya aşk? Tarihteki o büyük aşkların yanından bile geçemeyecek dahi olsa bile yine de onu tatmak gerekmez mi? En insancıl yanımızı kaybedersek yerine neyi koyarız? O boşluk dolmazsa yanlız ve mutsuz bireyler olmaz mıyız?
"Bir elmanın iki yarısı olmak devri değil aynı dalda iki elma olma vaktidir " demişti Can.bir kitabında unutamıyorum.
Ama üstad der ki "Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek zorunda değil"

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Batıda pek çok dil konuşulmaktadır. Ama İngilizce ortak bir dil olarak bir bütünleştirici vazife görür. Hatta tüm dünyaya yayılmaktadır.
Doğu ülkelerinin de böyle bir ortak dile gereksinimi olduğu kanaatindeyim. Belki doğuda yaşanan istikrarsızlığın, kardeş kavgasının sonu bu yolla başarılabilir.Ama bunun Arapça olamayacağı aşikardır. Zira Araplar da lider vasfı yoktur ve olmayacaktır. Katar ziyaretimde gördüm ki Arap ülkelerinde bile İngilizce konuşuluyor.
Ama Pers leri ve Farsça yı araştırdıkça farkettim ki, doğuda kullanılan pek çok dilin sözcükleri Farsça dan. Hatta pek çok dilin kökeni Farsça. Türkiye de bile yaygınca kullanılan kürtçe, Farsça sözcüklerle dolu. Kendi arasında pek çok lehçeye ayrılan ve kendini küçük bir coğrafyada bile anlaşılmaz hale getirmiş bu dile de Farsça bilirseniz, en azından anlama açısından vakıf oluyorsunuz. ve Farsça öğrenmeye başladığımda Osmanlıca dan etkilendiğini ondan pek çok kelimeyi almış ve ona katmış olduğunu görerek, Farsça nın bu ORTAK DOĞU DİLİ olabileceği kanısına vardım.
Zamanında batı sınırını zorlayan Persler, doğu coğrafyasına silinemez izler bırakmışlar. Türkler in Turan coğrafyasındaki izleri gibi. ve Farsça bunu hala günümüze taşıyabilecek kadar içerikli bir dil.
Neden olmasın? Neden doğu kendi ortak dili ile bir birleşme, ortak karar alma sürecine girmesin? Neden bu Farsça olmasın? Ama bunun tek yolu vardır. Farsça' nın tüm doğu coğrafyasında zorunlu dil olarak eğitimi gerekir. Sadece İran la sınırlı kalması bugün bile söz konusu değildir. Ama İran daki iç savaş, bu dilin yayılmasını engellemekte. Bir de bu dilin kendi orjinal yazımının latin harflerinden farklı oluşu, bu dilin daha geniş bir coğrafyaya yayılımını engellemiştir.

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Yer Harmancık Gülözü Köyü, atanalı henüz bir iki ay ya var ya yok..Soğuklar, kar bastıracak soba bacası tütüyor, musluk bozuk. Yardıma geldi muhtarımız sobayı kurmakla uğraşıyor, birkaç parça eşyayı toparlıyorum. Muhtarın küçük kızı ilkokulu henüz bitirmiş seneye evlendirecekler, yanıma sokulup şöyle dedi "Abla sen bunca sene burya gelmek için mi okumuşun?Burda mı yaşıyacan.? " Hayatının geri kalanda ırgatlık yapıp, çocuk doğuracak kız halime acımıştı belli ki.. Ona anlatamazdınız, ama bir Zeynebim vardı, gözleri şimşek şimşek. Sınıfın en çalışkanı , ona bakınca anlardım ben neden orda olduğumu.
Sadece resimlerde gördüğü deniz çok heycanlandırırdı onu, gözlerinde bir hasret belirirdi, bir hayranlık.. Çok istedim bir kez olsun yanımda Bursa ya götüreyim. Mudanya da denizi görsün, Heykel de Ulu Cami' yi. Babasına söyledim.. "Olmaz dedi babası gönderemem. Gözü açılır, sonra bizi beğenmez.' Oysa biz derslerimizde defalarca yüzmüştük o denizde, gözlerimiz kapalı ayaklarımıza yere hızlıca vurup koşarak dalgalara atmıştık kendimizi..O yüzden benim çocuklarım yosun kokusuna aşinadır. Her türlü güzelliği kokusundan tanırlar.
Unutmayınız ey Eğitim Neferleri, Aziz Sancar" ın karşısına da bir muallim, muallime çıktı, Sabahattin Ali ' nin de öğretmenleri oldu etkilendiği, kardelenlerimi gördüğünüzde her birine birer dahi muamelesi yapınız. Gözlerindeki öğrenme ateşini körükleyiniz. Ve bunu üç kuruş maaşa, zorluklara, strese, akıl oyunlarına rağmen başarınız. İçinizdeki meslek aşkı beslesin sizi. Haklarınızı helal ediniz, ödenmez olsa da...

Devamını Oku
Saniye Bozlu

Dediler bir kuşun kanadındadır,,
Kuşlar gibi uçtuğunda ademoğlu
BARIŞ gelmedi...

Dediler zeytin dalının yeşilindedir,
Toprak burcu burcu fidan verdi,

Devamını Oku