Çatlasa gök kubbeye fitnenin paslı sesi,
Kök salmış bir çınarın gölgesinde yürürüz.
Yel alır kuru yaprağı, kökü sökemez asla,
Asırların duasıyla dimdik yine dururuz.
Karanlık, nur önünde ne vakit payidar olur?
Hakikat güneşine perde çeken yorulur.
Bir avuç menfaat için vicdanını satanlar,
Kendi kurdukları tuzak içinde kaybolur.
Sanırlar ki demirden surlar ebedî kalır,
Bir nefeslik kibirle nice taçlar devrilir.
Adaletin kılıcı geç doğsa da mutlaka,
Mazlumun gözyaşından hesap günü dirilir.
Ne servete baş eğer ne tehdide boyunuz,
İzzeti pazarlayan kapılarda durmayız.
Vatan, iman ve tarih aynı kandilde yanar,
O kandilin nuruyla yarınlara varırız.
Şehidin emanetin omuzlarda yükselir,
Ananın ettiği ah göklere kanat gerir.
Toprağı yurt eyleyen yalnız taş değil elbet,
Fedakâr yüreklerin duasıdır her bir iz.
Ey yolunu şaşırıp fânî gölgeye kanan,
Zannetme ki ebedî sürer zulmün meydanı.
Hak kapısı açılır sabırla bekleyene,
Zafer, Hakk'a yaslanan temiz gönle armağan.
Kayıt Tarihi : 22.07.2026 21:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!