Şuanlık yaşamak makul.
Bana en çok kim yakıştı diye sorarsan ben demezdim
Çünkü sana aşkın insana titrediği yerden baktım
Ama yaşam üzerime kılınmasın
Ve kendi içimde saltanatım sürsün
Ama sana uzunca bakıp kaderimi söndürecek yine bendim
İbrahim’in ateşi tanımadığı o çağlardan beri
Musa’nın denize olan kini
Yusuf’un kuyuya olan hasreti
bu asır,yakamı bırakmayan putlarla dolu
Ne önümde eğildi o nemli, o kibirli caddeler
Zaten senin gibi birisini
Benim gibi birisi sevemezdi
Benim için aşkın Hindistan’dan bir farkı mı var?
Kader diye örülmüş sınıflar,aşılmaz yazgılarımız var bizim
küller altında unutulmuş paryadan ne farklım var benim
Tam sevecekken seni
Aynalar taşlıyor beni
Çiçek gibi kokan gülüşünün karşısında
Aksimde yatan bir çirkinliğim var benim
Çünkü benim çirkinliğim
Senin güzelliğinle yarışamaz
Gel
yaz yağmurunda beraber ıslanalım,
Bekliyorum seni hâlâ,
kupkuru rıhtımlarda.
Sevda yelleri,
Hayat bu yaşanılması gerekiyor bir yerde
Hayat bu
Yaralar bereler içerisinde yürümekte var
Bir akşam üstü dostlarla oturup hayat hakkında
Bir çayda huzur bulmakta var
Madem ki geldik dünyaya bir kere
Ne yapsam şimdi hiç bir tanıma sığmıyor
Birini sevmek içimden geçmiyor
Gökyüzü mühürlü ellerim dünden yorgun
Hiç bir şeye dokunası gelmiyor insanın
Ne bir dosta anlatılabilir ne de bir yabancıya
Göğsümde çağların yorgun iziyle
rüzgarı bile geride bırakan kuşun
Akşamla sabah arasında sıkışmış bir anda
Konduğu dalda bir sır gibisin
Sessizliğimin içinden kopup gelen
Bozar insanlar bozar
Gün gelir her şey ölür
Yağmurun gazabından kurtulmak için
Çentik çentik tükenir bir gün yapraklar
Nafiledir çabam belki
Yazgımın bana el verdiği kadarsam.
Uğruna ecel telleri döktüğüm sevda
Başka birinin yazgısında yazılıysa.
Bu rüzgar, benden başka yelkeni yıkamaz
Beni savurur,gider boğulurum denizinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!