Şan Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3212

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Şan

Beyaz beze bürünürüm,
Meydanlarda görünürüm,
Mermerlerde yürürüm,
Seçmeyen mi kaldı, şalı?
*
Kıvrım kıvrım, katlanır da,
Omuzumda, toplanır da,
Şu cenahta, saklanır da,
Çözmeyen mi kaldı, bağı?
*
Mor şeridi, çeker göze,
Gerek yoktur, fazla söze,
Dönüverdi, ateş köze,
Yazmayan mı kaldı, bunu?
*
Kumaş ağır, hava sıcak,
Sırtımıza, saplar bıçak,
Açılsa da, kucak kucak,
Bezmeyen mi kaldı, canı?
*
Dikişi yok, iğnesi yok,
Giyinmesi, dertten de çok,
Saplandı bak, zehirli ok,
Vermeyen mi kaldı, kanı?
*
Yedi metre, yünlü doku,
Yayılıyor, tarih koku,
Yüzlerdeki, o korkuyu,
Çözmeyen mi kaldı, ahı?
*
Heykellere, örnek durur,
Rüzgar eser, sertçe vurur,
Romalıda, büyük gurur,
Gezmeyen mi kaldı, yanı?
*
Sol kolundan, atar yükü,
Kıyafetin, asil kökü,
Bedenimden, sökü sökü,
Üzmeyen mi kaldı, teni?
*
Pile pile, dökülüyor,
Sanki ömrüm, sökülüyor,
Belim artık, bükülüyor,
Ezmeyen mi kaldı, beni?
*
Forum yolu, taştan duvar,
Etrafımda, hainler var,
Dünya bana, oldu pek dar,
Kızmayan mı kaldı, şimdi?
*
Yasa yaptık, tablet tablet,
Dediler ki, biraz sabret,
Sonumuzda, koptu kıyamet,
Bozmayan mı kaldı, andı?
*
Asillerin simgesidir,
Hatiplerin, gür sesidir,
Hürriyetin nefesidir,
Dizmeyen mi kaldı, taşı?
*
Yere değer, ucu kirlenir,
Meydanlarda, dert dillenir,
Belki bir gün, o şenlenir,
Sezmeyen mi kaldı, yaşı?
*
Yaz gününde, yakar bizi,
Bırakıyor, derin izi,
Denizdeki, o gemisi,
Yüzmeyen mi kaldı, salı?
*
Sınıf sınıf, ayırıyor,
Zenginleri kayırıyor,
Yoksul ise, bağırıyor,
Duymayan mı kaldı, sesi?
*
Başımıza, taç takarız,
Yükseklerden, biz bakarız,
Şehirleri, tez yakarız,
Kırmayan mı kaldı, camı?
*
Ziyafette, leke olur,
Temizlemesi, zor olur,
Giyen elbet, bir gün görür,
Bilmeyen mi kaldı, sonu?
*
Üzerimde, kefen gibi,
Derinleşen, bir fen gibi,
Dumanlı bir, tütsü gibi,
Tütmeyen mi kaldı, isi?
*
Kıvrımları, sanat işi,
Hayran kalır, gören kişi,
Sıktı artık, şu dikişi,
Germeyen mi kaldı, yayı?
*
Tunçtan kopça, tutar onu,
Gelmez oldu, işin sonu,
Unuttular, bak bu konu,
Sormayan mı kaldı, dünü?
*
Latince söz, uçar gider,
Yıllar beni, heder eder,
Elbet biter, gamla keder,
Silmeyen mi kaldı, pası?
*
Tapınakta dua sesi,
Kesildi bak, şu nefesi,
Altın kaplı, o kafesi,
Görmeyen mi kaldı, evi?
*
Yün eğirdim, iplik iplik,
Yoktur bizde, hiç gariplik,
Yapılıyor bak, sahiplik,
Vermeyen mi kaldı, payı?
*
Ayakkabı, deri çarık,
Toprağımız, oldu yarık,
Kafamızda, yok ki sarık,
Örmeyen mi kaldı, saçı?

Toga düştü, yerler çamur,
Yoğrulmadı, bizde hamur,
Yağsın artık, haydi yağmur,
Yumayan mı kaldı, kiri?
*
Konsül oldum, emir verdim,
Önünüze, halı serdim,
Muradıma, ben de erdim,
Dermeyen mi kaldı, gülü?
*
Bir heybetli, duruşu var,
Kartal gibi, vuruşu var,
Yokuş değil, inişi var,
İnmeyen mi kaldı, düzü?
*
Bembeyazdı, rengi soldu,
Vakit saat, artık doldu,
Tarih baba, şahit oldu,
Yazmayan mı kaldı, çağı?
*
İmparator, giyer bunu,
Unutmadım, ben o günü,
Çevirdiler, bak şu yönü,
Dönmeyen mi kaldı, çarkı?
*
Çıkarıp da, attım yere,
Girmem artık, ben o dere,
Veda ettim, o günlere,
Gömmeyen mi kaldı, şanı?

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 28.1.2026 17:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!